Yazı İçi Başlık Üstü Reklam Alanı

Vergül Türk Tan: Yunan’la işbirliği yapan İskilipli Atıf Hoca…

Yazı İçi Başlık Altı Reklam Alanı
 Vergül Türk Tan: Yunan’la işbirliği yapan İskilipli Atıf Hoca…
Yazı İçi Makale Üstü Reklam Alanı

İskilipli atıf hocanın marifetleri Yunan’la savaşmayın Mustafa Kemal’i öldürün “Anadolu’nun masum ve mazlum ahalisine…”

“Birinci Dünya Savaşı’na katıldılar; yediler, içtiler, çaldılar, keyif ettiler, kalan herkes öldü, sefalet, acılar çekti. İmparatorluk parçalandı. Şimdi de Anadolu’da Mustafa Kemal ve Kuvayı Milliye maskaraları çıktı…”

İçerik Sayfası Reklam Alanı
 

“Yazık, bin kere yazık ki gerek harp içinde ve gerek Mütarekeden sonra memleket, bunların fitne ve fesadı uğruna milyonlarca evladını telef ediyor da Talat, Enver, Cemal, Mustafa Kemal vesaire gibi beş on eşkıyanın vücudunu ortadan kaldırmak için icap eden küçük fedakarlığı göze aldırmayarak memleketi ve kendilerini ebedi tehlikeden kurtarmak ve selamete çıkarmak yolunu idrak edemedi ve hâlâ edemiyor.”

“Millet aldanıyor, aldatılıyor. (…) Kendisini hâlâ aldatmaya çalışan heriflere diyemiyor ki, ‘Ey hainler! Ey Allah’tan korkmayan ve Peygamber’den haya etmeyen mahluklar; savaştınız, başımızı bin türlü belalara soktunuz, mağlup oldunuz, bizi de o yolda mahv ve perişan etiniz. (…)”

“İngiltere ve Fransa gibi muazzam ve muntazam devletlere meydan okuyorlar. Bu yüzden İngilizleri kızdırıp üzerimize Yunanları musallat ettiler. (…) Bir taraftan Yunanlarla savaşıp diğer taraftan kaçıyorlar. (…) Düşünmüyorsunuz ki, Yunanlara fazla zayiat verdirmek bile bundan sonra bizim için hayırlı ve menfaatli bir şey olmaz.”

“Hem, sizler, ey yalancı ve deni şakiler! Kendi memleketinize karşı ecnebi milletlerden hiçbirinin yapmadığı eşkıyalık ve kötülükleri yapıp, milleti, memleket eşrafını, ulemasını asıp keserek, mallarını yağmalarken kendinize ne hakla, ne yüzle, ne utanmazlıkla Kuvayı Milliye namını veriyorsunuz? Milleti öldürerek, mahvederek milletin hukukunu koruyacaksınız, öyle mi?”

“Bu bagileri, bu asileri, bu eşkıyaları mümkün olduğu kadar az zaman içinde yakalayıp ortadan kaldırmak hepimiz için bir farzdır.”

“Ey kahraman askerler! Savaş yıllarında sizi cephe cephe sürükleyen ve aç susuz süründüren ve din kardeşlerinizin, hemşehrilerinizin boş yere ölmesine neden olan birkaç kişi arasında Mustafa Kemal, Ali Fuat, Bekir Sami gibi zalimler de var idi. (…) Bugün yine o eşkıyalar, bagilerdir ki, elleri birtakım yetimlerin, dul kadınların kanlarına bulandığı halde kalbinize sokularak sizi mahvetmek, evlatlarınızı yetim, eşlerinizi dul bırakmak ve servet ve saadetinizi tamamen çalmak için şeytanın dahi aklına gelmeyen hile ve desiselere başvuruyorlar. Siz, bu zalimlerin cinayetlerine daha ne kadar göz yumacaksınız? Elinize aldığınız fetvayı şerif ki Allah’ın emridir, okuduğunuz hattı münif ki halifemizin, padişahımızın bir fermanıdır. Siz, Allah’ın emrine, halifenin fermanına uyarak bu canileri, bu katil canavarları, daha ziyade yaşatmamakla memur ve mükellefsiniz. Şu alçaklar ve hempaları, bu cinayetleri hep sizin sayenizde yapıyor. Bunların vücutlarını tamamen dünyadan kaldırmak, beşeriyet için, Müslümanlık için bir farz olmuştur. (…) Askerler, bu kadar uyuduğunuz artık yeter, bu zalimlere alet olduğunuz artık yeter…”

İskilipli Atıf’ın başkanlığındaki Teali İslam Cemiyeti bu bildiriyi halk için hazırlamıştı. Bu ihanet bildirisi 30 Ağustos 1920’de Yunan uçaklarıyla Anadolu’ya atıldı.

İskilipli Atıf’ın Teali İslam Cemiyeti, Ağustos 1920’de ikinci bir “ihanet bildirisi” daha hazırladı. Aydınlar için hazırlanan o bildiride de millet, “Kuvayı Milliye eşkıyasını ortadan kaldırmak için yemin etmeye” davet ediliyordu.

İskilipli Atıf‘ın yargılanması ve idamı

25 Kasım 1925’te 671 sayılı Şapka Kanunu kabul edildi. Şapka Kanunu sonrasında Erzurum, Sivas, Kayseri, Maraş, Giresun ve Rize’de şapka karşıtı bazı isyanlar patlak verdi. Bu illere daha çok dışarıdan gelen bazı kışkırtıcılar, “şapka geldi, din elden gitti” propagandasıyla halkı Cumhuriyete karşı isyan ettirmek istediler. Olaylar bastırıldı. İsyanların elebaşları İstiklal Mahkemeleri’nde yargılanıp cezalandırıldı.

Yargılamalar sırasında şapka karşıtı isyanlarda İskilipli Atıf’ın 1924’te çıkardığı “Frenk Mukallitliği ve Şapka” (Batı Taklitçiliği ve Şapka) adlı eserinin etkili olduğu görüldü. Çünkü İskilipli Atıf, 32 sayfalık bu risalesinde “Şapka takmak küfürdür!” diyor. “Şapka, din ve milliyet göstergesidir!” diyor. “Dolayısıyla şapka takmak Müslümanı dinden çıkarır!” diyor. İskilipli Atıf’a göre “Müslümanlar dinlerine, kalpleriyle ve dilleriyle olduğu kadar, feslerinin sarığı ve püskülü ile de bağlı olmalıdırlar. Bu bağı bozmak, düpedüz dinsizliktir, küfürdür!”

İskilipli Atıf, “Frenk Mukallitliği ve Şapka” adlı kitabı nedeniyle 16-18 Aralık 1925’te Giresun İstiklal Mahkemesi’nde yargılanıyor. Daha önce İçişleri Bakanlığı, 26 Eylül 1925’te 4717 numaralı bir emir ile bu kitabın toplatılıp satışının yasaklanmasına karar vermişti. İstiklal Mahkemesi, bu kararı hatırlatarak İskilipli Atıf’ı serbest bırakıyor. Ancak çok geçmeden İskilipli Atıf’ın, söz konusu kitabını, özellikle şapka karşıtı isyanların çıktığı bölgelere el altından dağıttığı anlaşılıyor. Bu nedenle İskilipli Atıf, bu sefer de Ankara İstiklal Mahkemesi’nde yargılanıyor. (Ocak-Şubat 1926).

Ankara İstiklal Mahkemesi Zabıtları yayınlanmıştır. Bu zabıtlara göre İskilipli Atıf, şapka karşıtı kitap yazmaktan değil, yazdığı bu kitabı –kitabın toplatılması ve satılmaması kararına rağmen- özellikle isyan çıkan bölgelere gönderip halkı Cumhuriyete karşı isyana ve irticaya teşvikten ve başkanı olduğu cemiyetin Milli Mücadele’deki ihanet bildirilerinden yargılanıyor.

İskilipli Atıf, savunmasında, Teali İslam Cemiyeti’nin bildirisinin, Mustafa Sabri tarafından hazırlanıp zorla cemiyet üyelerine imzalatıldığını, kendisinin buna karşı çıktığını, hatta sonradan Vakit gazetesinde bir tekzip yayımladığını söylüyor. Bunun üzerine mahkeme başkanı, “Çünkü gördünüz ki bu bildiriler Yunan tayyarelerinden atıldı ve aksi tesir yaptı. Anadolu halkı Milli Mücadele’ye daha fazla destek verdi. Siz de bu kötü durumdan kurtulmak için bunu yaptınız” diyor. Yani, İskilipli Atıf’ın kendini kurtarmak için iki ay sonra tekzip yayınlaması, cemiyetin başkanı olarak ihanet bildirilerinden sorumlu olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

Ankara İstiklal Mahkemesi, dinlediği çok sayıda şahide, (şahitlerin dinlenmediği iddiası koca bir palavradır, şahitler dinlenmiştir) çok sayıda belgeye dayanarak İskilipli Atıf’ı cezalandırıyor.

Ankara İstiklal Mahkemesi zabıtlarında yer alan 3 Şubat 1926 tarihli idam kararına göre İskilipli Atıf iki suçtan; 1. Basımı ve dağıtımı hükümetçe yasaklanan “Frenk Mukallitliği ve Şapka” adlı kitabı isyan bölgelerine özellikle göndererek halkı isyana ve irticaya teşvikten, 2. Milli Mücadele’de başkanlığını yaptığı Teali İslam Cemiyeti’nin ihanet bildirilerini “sonradan aldığı tertiplere rağmen” Yunan uçaklarıyla Anadolu köylerine attırmaktan Ceza Kanunu’nun 55. Maddesi gereğince “anayasayı tağyir” suçundan idama mahkum ediliyor.

Ankara İstiklal Mahkemesi, İskilipli Atıf’la birlikte yine Milli Mücadele’de vatana ihanet ettiği ortaya çıkan Babaeski eski Müftüsü Ali Rıza’yı da idama çarptırıyor. Mahkeme, bu iki idam dışında yargılanan diğer sanıkların bir kısmını 5-10 yıla çarptırırken, çoğunu beraat ettiriyor. Beraat edenler arasında Ömer Rıza (Doğrul), Hafız Osman, Tahirül Mevlevi gibi din adamları da var. Yani, mahkemenin din adamlarını asmak gibi özel bir niyeti yok.

Prof. Dr. Ergun Aybars, “İstiklal Mahkemeleri” adlı kitabında şu değerlendirmeyi yapıyor: “Bu olaylarda ağır cezalara mahkum edilenler şapka giymedikleri için değil, şapkayı bahane ederek gerici ayaklanma çıkarmak, halkı kışkırtmak suretiyle dini politikaya alet edip vatana ihanet ettikleri için mahkum edildiler.”

İşin aslı şu: “Yeni Türkiye” dedikleri yapıya yeni bir tarih yazanlar, tarihi çarpıtarak hainleri kahraman, kahramanları hain ilan ediyor. Kuvayı Milliye karşıtı ve Cumhuriyet düşmanı İskilipli Atıf’ı anmalarının nedeni de bu!

Avukat Vergül Türk Tan

Yazı İçi Makale Altı Reklam Alanı
Yazı İçi Benzer Yazı Altı Reklam Alanı
Yapılan Yorumlar
Bir Yorum Yapın