Yazı İçi Başlık Üstü Reklam Alanı

Korkusuz Yazarı Bayraktaroğlu: Bu gidişle memlekette gazeteci/yazar kalmayacak…

Yazı İçi Başlık Altı Reklam Alanı
 Korkusuz Yazarı Bayraktaroğlu: Bu gidişle memlekette gazeteci/yazar kalmayacak…
Yazı İçi Makale Üstü Reklam Alanı

Geçen gün sosyal medyada bir “dedikodu/haber” bir anda milyonlarca kişi tarafından paylaşıldı…

Haber kaynağı, daha önce adını hiç duymadığım bir kişiydi…

İçerik Sayfası Reklam Alanı
 

Dedikodu/haberin konusu, kara para aklamakla suçlanan ve…

Ülkeyi terk etmek zorunda kalan bir iş adamının…

Bazı gazetecilerle “parasal ilişkiler üzerine” yaptığı konuşmalardı…

Adını daha önce hiç işitmediğim bu kişiye göre…

SBK ile parasal ilişkiye giren 12 gazeteci daha vardı…

Ancak…

SBK o isimleri şimdilik açıklamayı düşünmüyordu…

Ama…

Ve nedense…

Dedikodu haberi veren kişi…

SBK ile parasal ilişkiye giren 12 gazeteciden birinin “Ahmet Hakan” olduğunu iddia ediyordu…

Bariz bir iftiraydı bu…

Ve işte bu iftira idi yüreğimi yakan…

Bu iftira idi canımı acıtan…

Gazetecilik bu değildi…

Gazetecilik bu olmamalıydı…

Gazetecilik ancak somut bir bilgi sahibi olunca isimlerin açıklanmasını uygun gören bir meslekti…

Ama o kişinin, umurunda bile olmamıştı…

En acısı canlarım…

Bu durum bir süre daha böyle devam ederse…

Bir kurunun (Yanması gerekenin) yanına…

Elli de yaş koyarak…

Bütün bir gazeteci/yazar mesleğini silip süpürecekler…

TAKMA KAFANI KARDEŞİM…

Medya dünyasında…

“Kirli para karşılığı” mesleğini kullandırmayacak gazetecilerden biridir Ahmet Hakan

Ahmet Hakan ya da bir başka meslektaşımızın (İçinde küfür, hakaret ve iftira olmayan her eleştiri benim için yeni açılmış bir kapıdır…)
eleştirilmesi basın özgürlüğünün gereğidir…

Ama iftira…

İftiraya uğrayanı değil…

Müfteriyi küçük düşürür…

Geçmiş olsun Ahmet…

Şundan emin ol ki kardeşim…

Seni eleştirseler de kimileri (Ki onlardan biri de benim…)…

Eğer varsa vicdanları

Eğer varsa utanma duyguları

Senin bu tür kirli ilişkilere girmeyeceğini bilirler…

Takma kafanı…

NE GÜZEL SÖYLEMİŞ SÖYLEYEN

Gazetecilik ve köşe yazarlığı artık; “iftira” deryası haline geldi…

Bir gazeteci/yazar, bir başka gazeteci/yazardan nefret mi ediyor…

Mesleki yetenekleriyle yarışamayınca…

İşi, “pislik” atmaya götürüyor…

Oysa ne güzel söylemiş söyleyen:

“Birine çamur atmadan önce düşün ve sakın unutma, ilk önce kirlenecek olan senin eIIerindir…”.

İFTİRA NEDENİYLE ÖZÜR DİLEMELİLER…

Ahmet Hakan’a atılan iftira vicdan sahibi herkesi üzdü…

Umarım…

Bu iftirayı atan da…

Bu iftiranın atılmasına kaynak olan da…

Vicdanlarının sesini dinleyerek…

Aynı mecralarda Ahmet Hakan’dan özür dilerler…

AHMET HAKAN’A GEÇMİŞ OLSUN TELEFONU ETMELİ…

Attığı bir iftira ile (Mahkeme aşamasında suçlamalarından vazgeçti…).

SÖZCÜ Gazetesi kurucu patronu Burak Akbay’ı ülkesinden uzakta yaşamaya mecbur eden…

Ülkenin en saygın

FETÖ ile en samimi mücadeleyi ettiği herkes tarafından bilinen iki usta ve duayen yazarının (Emin Çölaşan, Necati Doğru) yargılanmalarına…

Ve hatta…

Cezalandırılmalarına sebep olan Cem Küçük de umarım:

Nasıl kötü bir gazetecilik yaptığını bir kez daha anlamıştır…

Umarım o da köşesinde…

Bir gazetecinin neleri yapması…

Neleri yapmaması gerektiği konusunda bir yazı yazar…

Bir TV programında da söyler…

Yanında durduğu siyasi kurum nedeniyle ve istemeden SÖZCÜ’ye ve yazarlarına verdiği zarardan dolayı özür diler…

Bu arada…

(Çok sık eleştirdiği) Ahmet Hakan’a telefon ederek “geçmiş olsun” der…

ALKIŞLAR DUAYENİMİZ İÇİN…

Ahmet Hakan’la ilgili ortaya atılan iddianın iftira olduğunu…

Duayen gazeteci Uğur Dündar’dan öğrendik…

Peki Dündar nereden öğrenmişti?..

Birinci kaynaktan…

Bazı gazetecileri aylık maaşa bağladığı iddia edilen Sezgin Baran Korkmaz, Uğur Bey’i aramış…

12 gazeteciyle daha parasal ilişkiye girdiğine ilişkin haberi yalanlamıştı…

Gerçekten temiz bir gazeteciliğin, dürüst bir haberciliğin nasıl yapılması gerektiğini…

Eski ya da yeni…

Tüm gazetecilere “bir kez daha” öğreten Uğur Dündar’ı alkışlıyorum…

TABİİ Kİ SUSMAYALIM AMA…

Medya dünyasında Ahmet Hakan’ı, bana yanlış gelen yazı ve söylemleri nedeniyle eleştirenlerden biriyim…

Sadece Ahmet’i değil…

Pek çok siyasetçiyi, gazeteciyi, iş insanını ve sanatçıyı da eleştiriyorum…

“Eleştirmek” sevimsiz bir iş biliyorum ama…

Susmanın, eleştirmekten çok daha kötü bir davranış olduğuna inandığım için…

Susmak yerine, eleştirmeyi tercih ediyorum…

Ama iftira…

Ama hakaret…

Ama aşağılama…

Asla…

BU MESLEK TEMİZ KALAMAZ…

Canlarım…

Topyekûn temizleneceksek eğer…

Öncelikle…

Birbirimizi eleştirecek ama…

Birbirimize iftira atmayacağız…

Gazeteciler temiz olmazsa eğer…

Kabul edelim ki…

Gazetecilik mesleği temiz kalamaz…

Yazı İçi Makale Altı Reklam Alanı
Yazı İçi Benzer Yazı Altı Reklam Alanı
Yapılan Yorumlar
Bir Yorum Yapın