Gezi kararı yürekleri dağladı. Vicdanları yaraladı. Yargıya olan inancı sıfırladı. Hukuk adına söylenecek söz yok. Karar siyasi. İktidar, daha doğrusu Erdoğan, Gezi protestoları hükümeti devirmeye yönelik olarak tescillenmesini istiyordu. Allem ettiler kellem ettiler, davalar açtılar, olmadı, davaların birleştirdiler tutmadı, yeniden ayırdılar. Mahkeme dokuz yıl sonra iktidarın dediğini yaptı. Bu topraklarda hukukun geçerli olmadığını ilan etti. İki yıl önce beraat eden Kavala’ya iki yıl sonra müebbet hapis verilmesinin neresinde hukuk vardır? Beraat eden insanları yeniden yargılayıp 18 yıl hapis cezası verilmesinin neresinde adalet vardır?

Peki gerçekte Gezi protestoları neydi? Taksim’e koşan Gezi parkında toplanan insanlar kimdi? Arşive daldım, dokuz yıl önce Gezi direnişi sürerken yazdığım yazıyı bulup çıkardım. 3 Haziran 2013 günü Milliyet gazetesinde yayınlandı. Bakın Gezi’yi nasıl anlatmışım…

BEYAZ GENCİN BAŞKALDIRISI

Beyaz Türk demiyorum.. Yaşları 30’un altındaydı..

Gezi Parkı’na el koydular, Taksim’e çıktılar, son yılların en büyük sivil hareketine imza attılar..

Beyaz gençti onlar..

Sahnede yerlerini aldılar; artık biz de varız dediler..

Onları daha önce meydanlarda hiç görmemiştim.. Hepsini tanıyorum tabii.. İstinye Park’tan tanıyorum, Kanyon’dan tanıyorum, Bebek’ten, Bağdat Caddesi’nden, Nişantaşı’ndan tanıyorum..

Sinema günlerinde görmüştüm onları..

Konserde.. Festivalde.. Kafede.. Barda..

Bu kış Kartalkaya’da birlikte kayak yapıyorduk, önümüzdeki ay Bodrum’da denize gireceğiz..

Taksim’de biber bombasından kaçışıp duvar dibine sığındığımız insanlarla belki de Göcek’te karşılaşacağız..

Beyaz genç onlar!..

Sonunda isyan ettiler, başkaldırdılar, gündeme el koydular..

Büyük direnişin önderi onlardı.. Ne yapmalarını, nasıl davranmalarını söyleyen liderleri yoktu.. Çoğu ne yapacağını da bilmiyordu zaten..

Biber gazından nasıl kaçacağını, nerede duracağını, atılan taştan nasıl korunacağını..

İnanın konsere gider gibi Taksim’e gelmişlerdi.. Kılık kıyafetleri de öyleydi..

Ortak sloganları yoktu.. Çünkü slogan atmasını bilmiyorlardı, ezberlerinde yoktu.. Onları bir araya getiren, Taksim’e yollayan, polisin karşısına diken aynı duyguydu..

Yeter artık.. Bardak taşmıştı..

Gezi Parkı uyuyan beyaz gençleri uyandırdı, ateşledi, sokaklara döktü..

Asıl öfke yaşam tarzlarına yapılan müdahaleydi, nasıl yaşamaları gerektiğinin dikte edilmesi..

Dizayn edilmeye çalışılmasıydı.

Tepkilerini kartonlara yazıp haykırdılar..

Hayatımı elleme.. Hayatıma karışma..

En çok kızdıkları da kendilerine ayyaş denmesiydi.. Hepsi tahsilliydi, okumuş çocuklardı.. Kılık kıyafetlerinden, ayaklarındaki spor ayakkabılardan belliydi, ceplerinde para vardı.. İşleri güçleri vardı.. Güzel yaşantıları vardı.. Beyaz yakalıydı onlar..

Memleket ekonomisi onları memnun ediyordu, politikayla işimiz gücümüz olmaz diyorlardı, sırt çeviriyorlardı. Yaşam tarzları tehdit edilene kadar ( 3 Haziran 2013/Milliyet)

Sıcağı sıcağına izlenimlerim böyleydi. Gördüklerimi kâğıda döktüm. Hükümeti devirmek Taksim’e koşanların aklının ucundan bile geçmemişti. Hayat tarzlarına müdahaleye tepki gösteriyorlardı. Hükümete tepkiydi. Gezi olaylarının birinci yılında Gezi’yi anlatan bir yazı daha kaleme aldım. Olaylar soğumuş ortalık yatışmıştı. İnsanlar daha sakın daha objektif düşünmeye başlamıştı. Yine Gezi’yi anlattım. Yine Milliyet gazetesinde, 30 Mayıs 2014 günü…

BİR YIL SONRA GEZİYE BAKIŞ

Bir yıl oldu.. Gezi eylemleri hâlâ tartışılıyor.. Aslında iktidar da, iktidar yanlıları da ne olduğunu biliyor ama ‘12 ağaçtı’ falan diyerek meseleyi saptırmaya çalışıyorlar..
Kışla görünümlü AVM, otel, rezidans yapacaklarını unutturmak istiyorlar.
Katılıyorum.. Mesele sadece ağaç değildi.. Sadece AVM de değildi..
Polisin ağaç nöbeti tutan gençlere orantısız güçle saldırmasıydı.. İktidarın siz de kim oluyorsunuz tavrına isyandı.. Yetti artık haykırışıydı..
İktidarın her alanda toplum üzerinde baskı kurma çabasına.. Toplumu tek tipleştirmeye, yaşam biçimi dayatmaya tepkiydi..
Bu sebeple büyük bir patlama yaşandı.. Bu sebeple örgütsüz eylem olarak dünya tarihine geçti.. Gezi Ruhu adını verdiğimiz ruh oluştu..
Gezi Ruhu; birbirini tanımayan, hiç kimseden direktif almayan, hiçbir örgütün peşine takılmayan yüz binlerin aynı meydanda toplanmasının adıdır.. Dayanışmadır, sevgidir saygıdır, şarkıdır, mizahtır, zekâdır, gençliktir, özgürlüktür, hayatıma karışma demektir..
Yüz binleri Gezi Parkı’na çağıran güçtür..
Yarın yıldönümü.. Dilerim bazı örgütler sahiplenmeye kalkarak o ruha zarar vermez.. Gezi eylemleri kimsenin değildir..
Tarihteki yerini aldı, bırakın öyle kalsın.. Bozmayın.. (30 Mayıs 2014/Milliyet)

İsterseniz şimdi de gelin 9 yıl önceye gidelim. 2013 yılının baharında neler yaşandı hatırlayalım.

GEZİ’NİN SEYİR DEFTERİ.

YAZININ DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

https://halktv.com.tr/makale/herkes-oradaydi-8-kisi-kurban-edildi-674084

By Haber Editörü

Gündeminiz.Com Genel Haber Editörü

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.