Korkusuz Gazetesi Yazarı Can ATAKLI; Sokaktaki en bilgisiz kişi bile artık biliyor ki Erdoğan bu Anayasa’ya göre yeniden aday olamaz.

Çünkü bizzat kendilerinin hazırladığı “tek adamlık” sistemine göre bir kişi üst üste en fazla iki kere aday olabilir.

Erdoğan iki kere aday oldu.

Önümüzdeki seçimde üçünü kez aday olacağını açıkladı ama bu Anayasa’ya göre olanaksız.

Ama Erdoğan sanki böyle bir şey yokmuş gibi davranıyor.

Daha önce de yazdığım gibi muhtemelen YSK’dan aykırı bir karar gelmeyeceğine inanıyor.

Bu nedenle de “Aday olamazsın” sözleriyle adeta alay ederek “Bunlar cahil” diyebiliyor.

Ancak burada bana göre önemli olan muhalefetin tuhaf tavrı.

Açık bir Anayasa ihlaline “Nasıl olsa sonuç alamayız” mantığı ile ses çıkarmamak, bir anlamda suça ortak olmak anlamına gelmez mi?

Bugün “Sonuç alamayız” ya da “Adamı mağdur duruma düşürmeyelim” diyerek Anayasa ihlaline göz yumulması, gelecekte bu kez “Bir kereden bir şey olmaz, bu bizim işimize yarıyor” mantığı ile Anayasa ihlallerine götürür yeni iktidarı.

Bu konuda aklımda pek çok soru var.

Ama bunları düzenlemeye fırsat kalmadan Adalet Partisi Genel Başkanı Vecdet Öz’ün dün sosyal medyada hayli ilgi gören soruları düştü önüme.

Belki biraz tembellik olacak ama zaten aklımdaki soruları Vecdet Öz’ün kaleminden sizlere de aktarayım:

1. Yeni kanunun devreye girecek olduğu “6 Nisan sonrası bir seçim tarihini asla kabul etmeyiz” dediniz, şimdi ise 14 Mayıs olabilir diyorsunuz! Pekala, ne değişti?

2. 18 Haziran’da yapılacak bir seçimin erkene alınması için tek gerekçenin Recep Tayyip Erdoğan’ın aday olabilme teşebbüsü olduğunu bile bile neden itiraz etmiyorsunuz?

3. Mağdur etmeyelim saçmalığı içinde kanun ve kuralları hiçe sayarak asla aday olamayacak birinin önünü açmak hangi meşru anlayışla bağdaşır?

4. RTE ve avenesine her gün sert muhalefet yapıyor ve üst perdeden konuşuyorsunuz, artık mağdur etmeyelim diye aynı mantıkla sessiz mi kalacaksınız?

5. Kanun ve kural tanımaz bir zihniyetten ülkeyi kurtarmak isterken benzer bir şekilde meşru olmayan bir yolu çözüm olarak gören bir siyasi ittifaka ülke teslim edilebilir mi?

6. “Ne yaparsak yapalım YSK talimatları uygular ve RTE’yi kanunsuz bir şekilde aday yapar” diyerek ülkenin felaketine neden olacak bu olasılığa boyun eğip yapılan hukuksuzluğu sineye mi çekeceksiniz?

7. Atatürk yaşasaydı bu durum karşısında ne yapardı dersiniz?

8. Milli iradeye, Anayasa’ya, Cumhuriyet’e baş kaldırmış ve iktidarda kalabilmek için her şeyi göze almış biri karşısında sine-i millete dönmeyi düşünüyor musunuz?

9. Muhalefet yaparken dik konuşuyorsunuz lakin RTE’nin hepinizi küçümseyici ve alaycı bir tavır içinde keyfi ve kanun dışı seçim dayatması karşısında neden dik durmuyorsunuz?

10. Geçmişte Recep Tayyip Erdoğan’ın yasağını kaldırtarak başbakan olmasının ve Ekmeleddin İhsanoğlu’nu aday göstererek cumhurbaşkanı olmasının önünü açmıştınız, aynı gaflet içinde üçüncü kez tekrar açmayı mı düşünüyorsunuz?

Benim ekleyecek başka sorum yok.

DİKKATİMİ ÇEKEN ŞEYLER

Kılıçdaroğlu dünkü soruma cevap vermiş

Seçimlere doğru giderken Erdoğan birden “Seçimleri 14 Mayıs’ta yapmaya karar verdim” dedi.

Üstelik şu ana kadar bir uzlaşma çağrısı bile yapmadı, “10 martta seçim kararı alacağım” dedi.

Muhalefetin buna sessiz biçimde boyun eğmesine şaşırdığımı belirten bir yazı yazmıştım dünkü köşemde.

CHP Genel Başkanı, pazar günü sanki benim soruma cevap verir gibi konuşmuş.

Tabii o soruyu soran sadece ben değilim, ama denk gelmiş.

Kılıçdaroğlu, Sözcü’den Saygı Öztürk’e konuşmuş.

Şöyle demiş: “Diyelim ki ses çıkardık nereye gidecek? Yüksek Seçim Kurulu’na. O üyeleri atayan kim? Erdoğan. Verdiği karara kim itiraz edecek? İtiraz edeceğin hiçbir yer yok. Anayasa Mahkemesi bile bakmıyor bu karara. Hatırlarsanız İstanbul seçimlerinde aynı zarfın içerisine 4 tane oy pusulası koyuyorsunuz. Efendim 3’ü doğru 1’i yanlış. Talimat geldi de onun için yaptılar. Dolayısıyla bizim Erdoğan’ın aday olup olmamasına kilitlenmek gibi bir düşüncemiz yok.”

Bu düşünceyi anlamam mümkün değil.

Sonuçta açık bir Anayasa ihlali var.

Bu da ağır suç teşkil ediyor.

Muhalefet eğer bile bile anayasanın ihlal edilmesine göz yumarsa, daha sonra hukuktan demokrasiden söz etmesi mümkün olur mu?

Bilemiyorum artık, nereye varmak istiyorlar.

CANIMI SIKAN ŞEYLER

TÜGVA olunca polisin gıkı çıkamıyor

Taksim alanı sanki iktidarın namusu gibi korunuyor yıllardır.

AKP’li olmayan tek kişi bile 10 yılı aşkın süredir Taksim’de bir protesto eylemi yapamıyor.

Yapmaya kalkanlar İstiklal Caddesi’nde kıstırılıp ya kıyasıya dövülüyor ya su ve gaza bulanıyor.

Buna karşı eğer AKP’li iseler her türlü eyleme ve gösteriye izin var.

Muhalefete karşı acımasız bir şahinlik gösteren İstanbul Valisi ve Emniyeti, karşılarında AKP’lileri görünce süt dökmüş kediye dönüveriyor.

İşte son örneğini hafta sonunda yaşadık.

AKP’nin bir tür “paramiliter” gençlik örgütü gibi çalışan TÜRGEV isimli teşkilatı İsveç’i protesto etmek amacıyla Taksim alanının doldurdu.

Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın kurucuları ve yönetim kurulu üyeleri arasında bulunduğu TÜGVA, Taksim İstiklal Caddesi’nde yürüyüş düzenledi.

Sabah namazının ardından Taksim Camii önünde toplanan TÜGVA üyeleri ‘tekbir getirip’, sloganlar atarak İsveç Konsolosluğu’na yürüdü.

Ancak bu eyleme hiç müdahale edilmedi.

Buna çifte standart demeye bile dilim varmıyor.

YAZININ DEVAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYIN

https://www.korkusuz.com.tr/anayasa-ihlaline-goz-yummak-suca-ortak-olmaktir-bu-kabul-edilemez.html


By Haber Editörü

Gündeminiz.Com Genel Haber Editörü

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.