Yazı İçi Başlık Üstü Reklam Alanı

Türk siyasi liderlerinin geçmişteki gafları

Yazı İçi Başlık Altı Reklam Alanı
Siyaseti sevmem vesselam. Ama hem mesleğimin gereği hem de yaşadığımız koşullar dolayısıyla gündemi takip ederim. Tabi ki hayat felsefem doğrultusunda kendime ait siyasi görüşüm de mevcuttur. Lakin siyaset tıpkı spor taraftarlığı gibidir.
 Türk siyasi liderlerinin  geçmişteki gafları
Yazı İçi Makale Üstü Reklam Alanı

Siyaseti sevmem vesselam. Ama hem mesleğimin gereği hem de yaşadığımız koşullar dolayısıyla gündemi takip ederim. Tabi ki hayat felsefem doğrultusunda kendime ait siyasi görüşüm de mevcuttur. Lakin siyaset tıpkı spor taraftarlığı gibidir.

 Hele de işin içine fanatiklik girdiyse ki; çoğu kişi için olmaması mümkün değil, ne akrabalık ne arkadaşlık ne kardeşlik ne sevgi ne saygı ne hoşgörü kalır. Yeri gelir iş şiddete bile dökülür.

İçerik Sayfası Reklam Alanı
 


İşim gereği takip ederim dedim ya. 90’lı yılların siyaseti geldi geçtiğimiz günlerde aklıma. Tabi ki zamanın ağır topları Süleyman Demirel, Mesut Yılmaz, Turgut Özal, Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan, Tansu Çiller vs.. Belki de darbe zamanlarından sonra sürekli geriye giden genç Cumhuriyetimizin bir türlü siyasi istikrarının sağlanamadığı yıllar.

Gazeteciliğe yeni başladığım ve birçok siyasi parti liderini sahada takip ettiğim dönemler. Düşen hükümetler, siyahla beyaz gibi birbirine zıt partilerin kurduğu koalisyonlar, sürekli gündeme düşen yolsuzluklar, rüşvetler.

E tabi siyasetin doğasında var bunlar demek gerek herhalde çünkü geçmişten günümüze değişen hiçbir şey yok. Ama aslında bana göre değişen tek şey var o da siyasi üslup. Her ne kadar o zamanda liderlerin birbirlerine ağır eleştirileri, hakaretleri olsa da yine de saygı, hoşgörü, bir siyasi nezaket vardı. Politik görüş ayrılığı düşmanlık değil rekabet barındırıyordu sadece. Günümüz de görünen tablo ise bu durumun tam tersi.


Aslında bahsetmek istediğim konu bu değil.

 Siyasete gülebildiğimiz zamanlar.

 90’ lı yıllara gittim çünkü o zamanın siyasetçilerinin yaptığı öyle gaflar var ki onca zamana rağmen hala kahkaha atabiliyorum.

 Bu gafların bazıları aklımda kalanlar bazıları da araştırarak derlediklerim.

Gülmeye en çok ihtiyacımız olduğu bu zamanlar da aramızdan ayrılan siyasetçilerimizi rahmetle, hayatta olanları da saygıyla anarak hadi biraz tebessüm edelim.


Siyasi gaflar denilince aklıma hiç tereddütsüz Tansu Çiller gelir.


Samsun mitinginde zaten büyükşehir olan Samsun’ a büyükşehir olma vaadinde bulunmuştur.
Yine bir mitingin de Trabzon’ u Akdeniz’ in incisi yapma sözü vermiştir.


Kuran kurslarını Ezan kursları yapmış, Cenabı Allah’ ı vatandaşlara emanet etmiştir.
Meclis konuşmasında “ Mesut Yılmaz iktidarsızdır” (tabi söylemek istediği istikrarsızdır) diyerek Mesut Yılmaz dahil tüm Meclisi kahkahaya boğmuştur.


Sivas katliamı sonrası oteli yakanlar için “Oteli saran vatandaşlarımıza bir şey olmamıştır” diyerek yine büyük bir gaf yapmıştır.


Haydar Aliyev Haydar Ali bey olmuştur.


Zabıtayı “Merhaba asker” diyerek selamlamıştır.


Zeytinburnu halkına “Zeytinburunlular” diye hitap etmiş, işsizleri kadınlaştırmıştır (kadınlarımız işsizleştirildi demek isterken).


“Hiçbir ülkenin başbakanı, onbaşı olma şerefsizliğini göstermedi” diyerek Mesut Yılmaz’ ı eleştirmeye çalışmıştır.


En çok güldüklerimden “Sekiz yıl Özal’ a verdiniz, onun iki yılını ananıza verin o zaman Türkiye şahlanır”.


“Bazıları boğazlanan kaymakam Kemal Bey’in utancını Türkiye’ nin üzerine damgalamak istiyor.” Aslında mevzu bahis Kemal Bey boğazlanan değil Yozgat’ ın Boğazlıyan kaymakamıdır.


Meşhur halüsinasyonu da es geçmemek lazım. Kemal Derviş’ i eleştirirken defalarca denemesine rağmen bir türlü söylememiştir o kelimeyi.


Siyasi gaf ve unutulmaz replikler denilince şapkasıyla bütünleşmiş şahsına münhasır üslubuyla rahmetli Süleyman Demirel’ i de anmamak olmaz sanırım. Benim ve o dönemi yaşayanların aklında kalanları şöyle bir hatırlayalım.


“Çaya yapılan zam değildir. Kalite ayarlaması yapıldı. Çayın kalitesi yükseltildi.”
“Ege bir Yunan Gölü değildir. Ege bir Türk gölü de değildir. Binaenaleyh, Ege bir gölde değildir.”


“Bu fötr şapkayla 6 defa gittim, 7 defa geldim.”


“GAP’ ı kimseye gap diye gaptırmam.”


“Benzin vardı, şeker vardı, şerbet yapıp biz mi içtik?”


“Türkeş Türk çocuğu, Ecevit halk çocuğu, Erbakan Müslüman çocuğu, biz o… çocuğu muyuz?”


“Dünkü güneşle bugünkü çamaşır kurutulmaz.”


“Dün dündür bugün bugündür.”


“Bana Türkiye’ nin durumunu bir kelimeyle anlatın derseniz “iyidir” derim. İki kelimeyle anlatın derseniz “ iyi değildir” derim.”


Siyasetin güldüren yüzünü ve siyasi nezaketi tekrar görebilmek dileğiyle….

Fisun AYDOĞDU

Yazı İçi Makale Altı Reklam Alanı
Yazı İçi Benzer Yazı Altı Reklam Alanı
Yapılan Yorumlar
Bir Yorum Yapın