Yazı İçi Başlık Üstü Reklam Alanı

Mustafa DOLU: Şükür ki, nalet 2020 bitti

Yazı İçi Başlık Altı Reklam Alanı
 Mustafa DOLU: Şükür ki, nalet 2020 bitti
Yazı İçi Makale Üstü Reklam Alanı

Hiç kimseden çekmedik 2020 den çektiğimiz kadar.

Hep beraber yokluklar yaşadık. 

İçerik Sayfası Reklam Alanı
 

Sokağa çıkamadık.

Eşe dosta sarılıp sarmalamadık.

Onu bırak çoluk çocuğumuza torunlarımıza hasret kaldık.

Eğitim yok oldu.

Spor faaliyetleri yok oldu.

Seyircisiz, coşkusuz maça maç mı denilir yahuu.

Eğlence yeme içme sektörü tamamen bitti.

Arkadaşlarla dostlarla bulaşamaz, dertleşemez, bir bardak çayın keyfini çıkaramaz olduk. Toplantılara katılamaz, etkinliklere gidemez olduk.

En önemlisi 65 yaş üzerindeyseniz zaten ev hapsi ile cezalandırıldığınız size tebliğ edildiği için evden çıkamaz oldunuz.

Bu ev hapsi ile ilgili olarak eğer devam eden davalarınız varsa ve ola ki, mahkumiyet olursa, mahkemeden ev hapis günlerine sayma talep etme hakkımız olmalı.

Ne yapayım ben ve benim gibi 65 yaş üstü olanlar evet Mart ayından bu yana maalesef ne sebeple olduğunu bilmediğimiz ev hapsindeyiz. Dışarı çıkamaz, sadece mahkum deyimi ile teneffüslerde, (Havalandırmada) çıkar olduk.

Hele, hele bu mahkumiyet günlerimizde sevdiklerimizin ve dostlarımızın vefat haberlerini alıp üzülmemiz bir yana, onların cenazesine gidemez olmamız ayrı bir kahır olmadı mı?

Bu nalet virüsle ölümü pahasına sanki kurtuluş mücadelesi veren ve bu uğurda yüzlerce şehit veren sağlıkçılarımızın durumu hepimizi yeterince üzüp kahretmedi mi?

Ayrıca bu savaşçılarımızın ölümlerinin meslek hastalığı sayılması, hatta onların şehit sayılması gerektiği defalarca dile getirildiği halde, ülke yöneticileri tarafından kale alınmaması ayrı bir üzüntü vesilesi değil mi?

Bu nalet virüs’ün sebep olduğu işsizlik, iş gücü ve üretim kaybı ayrı bir dert değil mi?

Dövizin önlenemeyen yükselişi, ekonomik çöküntüye ne demeli?

Pandemi nedeniyle dağıtılamayan maskeye hayıflandığımız gibi günümüzde aşı olup olmayacağımızın garantisini bilmediğimiz gibi, olup olamayacağımızı biliyor muyuz?

Tüm bu olup bitenler karşısında bu devletimizi yöneten ve yönetmeye talip olanların sürekli gerginlik yaratarak açıklarını aramaya ne demeli?

Sanki her şeyi halletmişler gibi, “Senin partililerin tacizci, yok, yok şu, bu sebep ve örnekler nedeniyle sizinkiler daha tacizci denilip” gereksiz gündem yaratmaları neyin nesi?

Ülke ve millet için gerekil olduğu bilindiği halde sırf muhalefet tarafından verilen önerge ve yasa tekliflerinin reddedilmesine ne demeli?

Aynı şekilde muhalefetin iyi olabilecek konulara katkı verip desteklemek yerine muhalefet edilmesi çok anlamlı mı?

Merak ediyorum, mesela muhalefet, “Cumhurbaşkanı vefat edinceye kadar görevinde kalsın” şeklinde bir teklif getirse iktidar yanlıları yine ret oyu verirler mi acaba?

Geride bıraktığımız berbat yılda 297 kadın katledilirken, 161 kadının şüpheli ölümüne, tedbir alınmayışına ne demeli?

Meral Akşener Haliç Tranvay Hattının açılış töreninde bu konuya dikkat çekerek, “İstanbul’un bir kadının işinden çıkınca sokaklardan korkmadan yürüyüp evine huzur içinde ulaşılan bir şehir olmasını istiyorum” dedi

Parlamentoda olup bitenlerin aynı şekilde yerel yönetimlere taşıyıp yapılacak halka yararlı hizmetlerin körü körüne engellenmesini neresinde mantık var?

Hak, hukuk, adalet mücadelesin verildiği, zamanla yok sayıldığı, Anayasa Mahkemesi kararının tanınıp uygulanmadığı, kurucusu olup, görevli bir hakimimizin de bulunduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının tartışıldığı bir yılı geride bıraktık.

Beterin beteri olmasın

Ey yöneten ve yönetmeye talip olanlar, kısacası halkımızın vekilleri, pek iyisi olmayan nalet bir yılı uğurladık.

Ne olur bir araya gelin sizleri o kutsal Gazi Meclise gönderenlerin hakkını koruyun. Bir araya gelin. Bu pandemiden ne zaman kurtulacağımızın belli olmadığı bir yıla giriyoruz..

Önemlisi belki ondan daha tehlikeli bir durum var. Başta ülkemiz olmak üzere Dünya da bir kuraklık hüküm sürmekte. Eğer böyle sürerse ki inşallah olmaz. Kuraklığın sonucu susuzluk, yokluk, açlık ve belki adlarını bile bilemeyeceğimiz yeni salgınlar olabilir.

İlgili ve yetkililer açıklamalar yapıyor. “İstanbul da iki aylık, İzmir de şu kadar, Ankara da bu kadar su rezervi var” diyorlar.

Dikkat ediyorum tedbirden bahseden yok.

Arkadaşlar,  Allah tüm kainatın yardımcısı olsun ama, ya beklenen yağışlar gelmez ise ne düşünüyorsunuz?

20 milyona yaklaşan İstanbul da suların kesilmesi sonucu ortaya çıkacak durumu değil görmek düşünmek bile istemiyorum.

Bu nedenledir ki, dünyanın en az tuzlu suyuna sahip olan Karadeniz kıyılarına İsrail örneğinde olduğu gibi arıtma tesisleri kurulup önlem alınması gerektiği kanaatindeyim.

Bu durumu devlet ve yerel yöneticileri kısa zamanda bir araya gelip, engellemeleri bir kenara bırakarak,  el ele vererek, güç birliği yaparak önlem almaları gerektiği kanaatindeyim.

Tüm bu nedenlerle bizlere sıkıntılar çektiren nalet 2020 yılının bitmesine sevinirken, yeni yılın onu aratmamasını, iyilikler ve güzelliklerle dolu olmasını temenni ediyorum.

Mustafa DOLU

Halkın Avukatı

Mustafadolu49@gmail.

Yazı İçi Makale Altı Reklam Alanı
Yazı İçi Benzer Yazı Altı Reklam Alanı
Yapılan Yorumlar
Bir Yorum Yapın