Yazı İçi Başlık Üstü Reklam Alanı

Mustafa DOLU: HDP Türkiye Partisi olmak istiyorsa referandum yapmalı

Yazı İçi Başlık Altı Reklam Alanı
 Mustafa DOLU: HDP  Türkiye Partisi olmak istiyorsa  referandum yapmalı
Yazı İçi Makale Üstü Reklam Alanı

HDP ve kökünün dayandığı önceki partiler kurulduğundan bu yana hep terör tartışmasının içinde oldu.

HDP ve önceki partiler terör örgütü PKK’nın himayesinde’ mi faaliyetlerini sürdürüyor, ya da Kandil’in etkisinde mi? “Türkiye partisi olmak istiyoruz” deseler de, Türkiye ile ilgili tarihi ve milli meselelerde fikir beyan etmedikleri gibi, sahip te çıkmıyorlar.

İçerik Sayfası Reklam Alanı
 

Bu partinin görevlileri, seçilmişleri bu durumdan neden rahatsız olmazlar ki? Ayrıca, “Ben ülkemde hak hukuk adalet ve demokrasi istiyorum” diyen bir parti adının terör örgütü PKK ile bir arada söylenmesinden neden rahatsız olmaz ki? “Partimizin bölücü terör örgütü olan PKK terör örgütü ile bir ilişkisi ve bağı yoktur” demek çok mu zor?

Türk, Kürt gençlerini kaçırarak ya da kandırarak dağa götüren hatta yurtdışından terörist ruhlu bir takım insanları da bünyesine katarak emperyalizme uşak olup hizmet etmek, günahsız insanların maksatsız olarak kanını akıtmak vicdan meselesi değil midir?

Gerçekte onlara kendinizi satarak elde ettiğiniz paralarla, Suriye, Irak, Kandil ve çeşitli Avrupa devletlerinde yaşamak vicdanınıza sığıyor mu?

İşte tüm bunları HDP değerlendirmeli ve bölücü terör örgütü PKK ya da diğer terör örgütleri ile ilgisi olup olmadığını kendi içinde tartışıp görüşmeli ve bu konuyla ilgili referandum yapmalıdır. Ayrıca özellikle Kürt vatandaşlarımızın tamamını kendilerinin sosyal tabanı olarak görmekten vazgeçip bölücü ve emperyalizmin uşağı olan örgütle ilişkilerini kesip, şemsiyelerini Türkiye için açmalılar ve bunu da ispat edip halkı inandırmalıdırlar. Böylece ve öncelikle Türkiye partisi olalım mı, olmayalım mı? sorusunun da cevabını vermeliler. Unutulmaması gereken bir husus ise HDP ve öncesindeki kapatılan kök partiler yokken, seçmenlerinin tulum olarak CHP’ye oy verdiği gerçeğidir.

Bundan sonra da eğer varsa ve biliniyorsa bu tür örgütlerle ilgisi olanları partilerine almayıp aday da göster memeliler ki, bağı olanlara hukuki işlem yapılınca da, feryat figan etmemeliler.

Gelecek seçimlerde birileri ile ittifak yapacaklar mı, yapmayacaklar mı konusu da netleşmiş olur ve söylenecek sözlerle yapılacak yakıştırmalarda mahal verilmemiş olur.

HDP’nin ve kökünün dayandığı önceki partilerde görev yapmış ve Eş Genel Başkanlık yapmış olan ve halen cezaevinde yatmakta olan Selahattin Demirtaş’ın, son olarak Gara da PKK’nın katlettiği 13 devlet görevlisi ile üç şehit için PKK’yı kınamaktan ve lanetlemekten çekinmezken, sizler hala terör örgütleri ve PKK’yı kınayıp lanetlemek için neyi bekliyorsunuz ki?

Yandaşların ve MHP’nin tutumu

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli bilindiği gibi her fırsatta HDP’nin kapatılmasını istiyor ve Yargıtay Başsavcısını göreve davet ediyor. Öte yandan ittifak ortağı olan AKP ise, partilerin kapatılmasından yana olmadığını resmen açıklamasa bile parti yöneticileri kapatılan partilerin daha da güçlendiği savı ile buna karşı olduğunu kulis bilgilerinden anlıyoruz.

HDP’nin kapatılmasını isteyen MHP nedense Grubunda karar alıp Anayasamızın ilgili maddesi gereği Yargıtay Başsavcılığına neden başvurmadığı da merak konusu olarak ortada duruyor.

Öte yandan televizyon kanallarının kadrolu müdavimleri ve kurşun askerleri ise oturdukları yerlerde birilerine yaranmak için, neredeyse CHP ile HDP’yi aynı kefeye koyarak CHP için terör yanlısı algısı yaratmaya çalıştıklarını açıkça görüyor izliyoruz.

Neymiş efendim, mahalli seçimlerde aday göstermeyen HDP li seçmenler özellikle İstanbul seçimlerinin ikincisinde nasıl tespit etmişlerse, güya CHP adaylarına oy vererek bir nevi PKK’ya yandaşlık etmişlermiş.

Arkadaş arada resmi bir ittifak yok. Seçmen oyunu istediğine verme iradesi var. Hem o denemde Öcalan’dan mektup alınarak HDP li seçmenlerin seçimlere katılmama çağrısı alınmamış mıydı? Ayrıca durum böyle ise ikinci seçimde Ak Parti adayının oyu neden azaldı ki?

Gazetecilik eğilmeden bükülmeden, doğruları anlamak ve sonrasında da yazmak ve anlatmaktır. Kanallardaki kadrolu ve abone arkadaşlarımız gerek iktidarı, gerekse muhalefeti över ve onlara toz kondurmazken meslek etiğine dikkat etmeleri gerektiğini, program sonrasında yaptıkları konuşmaları dinledikten sonra kendilerince meslek kurallarını değerlendirmelerini bu mesleğin mensubu olarak hatırlatmak isterim.

Mustafa DOLU

Halkın Avukatı

Başyazar

Mustafadolu49@gmail.com

Yazı İçi Makale Altı Reklam Alanı
Yazı İçi Benzer Yazı Altı Reklam Alanı
Yapılan Yorumlar
Bir Yorum Yapın