Yazı İçi Başlık Üstü Reklam Alanı

Mustafa Dolu: Ayıptır, Yazıktır, Günahtır. Haramdır, Zehirdir. Zıkkımdır!..

Yazı İçi Başlık Altı Reklam Alanı
 Mustafa Dolu: Ayıptır, Yazıktır, Günahtır. Haramdır, Zehirdir. Zıkkımdır!..
Yazı İçi Makale Üstü Reklam Alanı

Bir tarafta organize suç örgütü lideri mi, yoksa mafya mı, veya derin devlet mi ya da devletimizde olup bitenleri gözetleyip yazan yayan kişi. Yarınlarda itirafçı statüsüne mi alınacak belli değil.

Söylediklerini herkes bekliyor. Videolarını izleyenler ve yazdıklarını takip edenler, hayretler içerisinde kalıyor nedense birçoğu da hep haklı görüyor.

İçerik Sayfası Reklam Alanı
 

Onun söylediklerini duymayan ya da yazdıklarını okumayanlar veya dikkate almayan yöneticilerimiz ve Cumhuriyet Savcılarımız.

Bunlar hakikaten her vatandaş gibi merak etmiyorlar mı?

“Yahu arkadaş bu adam ne diyor, söyledikleri doğru mu? Verdiği isimler hayatta ve aramızda olduğuna göre, gel bakalım bu konu nedir ne değildir” diyen yok mu?

“Bakan” diyor. “Süslü” diyor. “Pambık” diyor. “Veyis Ateş” diyor. “Sezgin Baran Korkmaz” diyor. “Masimov” diyor. “ Hadi ve Süleyman” diyor.  “Politikacının arabasına çanta ile para koydum” diyor. Velhasıl diyor da diyor…

Ama sanki herkes üç maymun gibi, gören, duyan ve konuşan yok. Gerçi Özışıklar açıklama yaptılar. İsmail Saymaz’ın programında Veyis Ateş konuştu. Sezgin Baran Korkmaz ile karşı karşıya geldiler. Biri “İstedi” dedi. Diğeri ”İstemedim” dedi. Olayların baş aktörü Sedat Peker stüdyoda ve telefonda olmamakla birlikte yazdıkları ile programa katıldı. Tartışma, soru ve cevaplar sürüp gitti. Toplumumuzun ne kadarı inandı, ne kadarı inanmadı belli değil. Belli ki bu tartışma ve dedikodular sürerken kaos ortamı devam edecek.

Yöneticilerimiz ve Savcılarımız olaya el koyup gereken takibatı yapmadıkları sürece de neyin ne olduğunu tam olarak anlayamayacağız gibime geliyor. Bu durum yani resmi makamlarca sürdürülen sessizlik devam ettiği sürece de dedikodular yayılıp sürecek…

Belli ki, önümüzdeki günlerde gündem, ”İsmail ne sordu Veyis ne dedi. Korkmaz niye sertleşti” tartışmalarıyla sürecek. Böylece yokluk, yoksulluk, yolsuzluk, pahalılık, geçim sıkıntısından kimse bahsetmeyecek ve Sedat’ın ne diyeceğini bekleyecek.

Devletin malı deniz mi?

Öte yandan devlet ve kamu görevlilerinin yaptıkları işler karşılığında kendilerine verilen ulufe cinsinden yetim ve kul hakkının olduğu paralar.

TBMM’de vekiller, “Çift maaştan beşe kadar maaş alanlar var” diye barım, barım bağırıyor. Ne kıymetli ne becerikli vatandaşlarımız varmışta bilmiyormuşuz. Bereket muhalefet vekillerinin yaptıkları araştırmalar sonrasında aldıkları haksız maaşlar karşılığında kendilerini tanımaya başladık.

Duyduklarımıza ve okuduklarımıza göre, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı eski şekliyle Müsteşar Nadir Alpaslan bu görevine ek olarak banka yönetim kurulu üyeliği de yaparak 176 bin TL, Vakıflar Genel Müdürü Burhan Ersoy, yine banka yönetim kurulu üyesi olarak 176 bin TL, Maliye Bakan Yardımcısı Şakir Ercan Gül bir değil iki yönetim kurulu üyeliği Sun Ekspres ve Banka Yönetim Kurulu üyeliği, tabi bu görevlerin ehli olup olmadığını bilmiyorum. 81 bin TL aldığına göre demek ki bu işin ehli imiş.

Saymakla bitmeyen diğerleri, Hüseyin Aydın helal olsun üç görevi birden yapıyor. Selim Arda Ermut çok önemli iki görevi üstlenmiş. Erdal Erdem üç önemli yönetim kurulu üyeliği üstlenmiş gece gündüz çalışıyor ailesi ve çocuklarına ne kadar zaman ayırıyor bilmiyorum 62 bin TL alıyor. Ömer Fatih Sayan ve Selim Dursun, Enver Iskurt her üç değerli yöneticimiz de  Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı yardımcılığı görevlerini üstlenmişken, onca iş ve güçleri arasında Türk Telekom Yönetim Kurulu üyeliğini de üstlenmişler. Bakanlığın ve Türk Telekom’un ne durumda olduğunu zaten biliyoruz.

Nurettin Nebati de Hazine Bakanlığı yardımcılığı yanında diğerleri gibi Türk Telekom’a da bir el atmak için Yönetim Kuruluna girmiş maaşları 62 bin liraya yakın.

Yine daha önce yaptıkları görevlerden ayrılarak “Eski” unvanlarını almış olanlardan Bülent Aksu, Mehmet Ceylan, Mehmet Bostan ve Zehra Zümrüt Selçuk ve diğerleri birer ikişer yönetim kurulu üyeliği kapmışlar ve “Devletin malı deniz” denen yerden kul ve yetim hakkını alarak gününü gün etmeyi sürdürüyorlar.

Hani bir laf var ya, “Yiyin beyler yiyin, aksırıncaya tıksırıncaya kadar yiyin” diye. İyi güzel. Gerçekte bu görevlere atananlar atandıkları görevi biliyorlar mı, o yönetim kurullarına gerçekte ihtiyaç var mı? Ya da o görevlere atanacak başka kimse yok mu ki, bu insanlar buralara atandı?

Hele hele, garanti ödemeli ve İngiltere Mahkemelerinin yetkili olduğu alacaklar için teminat verilen Yol, Tünel, Köprü ve Hastaneler için verilen paraları alanlar vicdanen rahat mı bilmiyoruz.

Beyler, hak etseniz de etmeseniz de Devletin malı deniz cinsinden yiyin yemesine de;

Bildiğim ve inandığım kadarıyla devletin, kamunun, yetimin, kulların hakkını hak etmeden yemek affedilmeyen günahların başında olduğu gibi, ayıptır, yazıktır, anlarsanız günahtır, haramdır, zehirdir zıkkımdır…

Mustafa DOLU

Halkın Avukat

Başyazar

Mustafadolu49@gmail.com 

Yazı İçi Makale Altı Reklam Alanı
Yazı İçi Benzer Yazı Altı Reklam Alanı
Yapılan Yorumlar
Bir Yorum Yapın