Yazı İçi Başlık Üstü Reklam Alanı

HANGİSİ MECZUP, ALAN MI VEREN Mİ?

Yazı İçi Başlık Altı Reklam Alanı
 HANGİSİ MECZUP, ALAN MI VEREN Mİ?
Yazı İçi Makale Üstü Reklam Alanı

“Meczup nedir?” diye sorsam birçoğunuz aynı anda deli diye bağırırsınız sanırım. Meczup kelimesinin TDK sözlüğüne göre soyut ve somut olmak üzere iki anlamı bulunuyor.

 Somut olarak bildiğimiz anlamı “deli, düşünme yetisini kaybetmiş”, soyut anlamıyla da “Allah yolunda Allah aşkıyla aklını yitirmiş, dünya işlerinden elini ayağını çekmiş kimse” demektir.

İçerik Sayfası Reklam Alanı
 

Peki “tarikat nedir?” diye sorsam belki de birçoğunuz cevap veremez. Çünkü son dönemlerde hepimizin gözünde sapkınlık yuvalarıdır. “Tarikat” tasavvuf kültüründe Tanrı’ ya ulaşma ve onu tanıma yollarıdır. Yani bu bir sapkınlık değil ilahi yolda kişinin veya kişilerin dünya işlerinden arınmasıdır. Soyut anlamıyla bir nevi meczupluktur.

Bir de son dönemde ne çok duyar olduk değil mi? “Badelenmek ya da badelemek”. Tabi bunların Türkçemizde bir karşılığı olmadığı gibi bende burada ne anlama geldiğini açıklayamayacağım takdir edersiniz ki. Ama “tarikat” olarak zikredemeyeceğim sözde meczup ama gerçekten meczup sapıkların sapkın eylemlerinden biri olduğunu söyleyebilirim.

Osmanlıdan günümüze sayısını, varlığını, amacını bilemediğimiz onlarca tarikat ve cemaat yapılanması var. Ama günümüze gelen hiçbir tarikat ve cemaatin ne dinle ne Allah’ la ne de Allah’ a adanmışlıkla bir ilgisi yok. Herkesin dini, inancı, yolu, zikri, fikri kendine özel, tabi ki saygım var. Ama iş cehalete, sapkınlığa, su istimale gelince herkes gibi nefret kusuyorum.

Dünya tarihine şöyle bir göz gezdirsek çoğu cehalet yuvası olan bu tarikatlar nice devletlerin çöküşüne sebep olmuş. Dini sapkınlığa, yobazlığa, cehalete dönüştüren sözde dini liderlerin sözde fetvalarıyla büyük toplumsal çöküşler yaşanmış.

Dünya tarihine gitmeye gerek yok kendi yakın tarihimizde yaşanan bu çöküşlerin örneklerini de hepimiz biliyoruz.

Milli mücadele yıllarında bu tarikatların, tekkelerin bir çoğu kendi vatanına ihanet edip, itilafla işbirliği yapmadı mı? Gencecik yaşında yobazların katlettiği Kubilay’ ı, İngilizlerle aynı safta yer alan Sait Molla’ yı, Şeyh Said’ i ve daha nicelerini hatırlatmaya gerek var mı? Saymakla bitmez tabi ki ama en yakın örneğini hepimiz yaşadık. 15 Temmuz en büyük tarikat darbesi değil mi?

En büyük tehlike yanı başımızda. En büyük tehlike dini, ahlaki değerleri zaaf olarak gören ve gösterenlerde.

Bir çocuğu annesinin izniyle suiistimal eden sapkındır. O çocuğun tacizine göz yuman anne sapkındır. Karısını, kızını kendi rızasıyla bir sapığa sunan sapkındır. Başkasının karısına kızına dini, Allah’ ı alet edip cinsel fantezilerini tatmin eden insan müsveddesi sapkındır.

Tarikat adı altında din sömürüsü yapan, maddi kazanç sağlayan, ölülerden medet uman, yüzlerce müritle zikir adı altında elektrik kablosuna çarpılmış gibi maymun dansı yapılan ayinler sapkınlıktır.

Tarikat denen yerler sapkınlık yuvası haline gelmesi, bunların sahte şeyhleri, dervişleri, ermişleri, müritleri sapkınlık halindedir.  Bu insanlara Allah ve din adıyla biat etmek sapkınlıktır.

Atatürk’ ün şu sözünü unutmayalım ki “ En doğru ve gerçek tarikat medeniyet tarikatıdır”.

Peki şimdi hem soyut hem somut mana da soruyorum. “Alan mı yoksa veren mi” meczup

Yazı İçi Makale Altı Reklam Alanı
Yazı İçi Benzer Yazı Altı Reklam Alanı
Yapılan Yorumlar
Bir Yorum Yapın