Yazı İçi Başlık Üstü Reklam Alanı

Çiftçi, tarlalarımızı devlet eksin biz kar ortağı olalım

Yazı İçi Başlık Altı Reklam Alanı
 Çiftçi, tarlalarımızı devlet eksin biz kar ortağı olalım
Yazı İçi Makale Üstü Reklam Alanı

 Türk çiftçisinin hali perişan, tarım ve gıda da varlık içinde yokluk çeken bir ülke haline geldiysek, şapkamızı önümüze koyup bir kere değil 50 kere düşünmeliyiz.    Hükümet, tarım ve gıda ürünlerini bedava mı ithal ediyor?   Ürünler tarlada kaderine terk edilirken   hükümet, tarım ve gıda ürünlerini ithal ediyor. Sanki  yurtdışından bedava alıyor.  Çiftçi de bıçak kemiğe dayandı.

 Anadolu’nun çeşitli yerlerinde yaşayan çiftçilerle telefonla görüştüm. Bir dokundum bin ah işittim.

İçerik Sayfası Reklam Alanı
 

Patates diyarı Niğde’de, yüzlerce ton patates tarlada çürümeye terk edilirken,  yurtdışından patates ithal edildiğini söyleyen  patates üreticisi,  “ Türk çiftçisinin ürettiği ürünler  yurtdışına göre daha pahalıymış. Çiftçinin girdilerini hesap eden yok.  Yatlara, gemilere mazottan özel tüketim vergisi alınmazken çiftçi den alınıyor.  Gübre fiyatları dur durak bilmiyor.  Ondan sonra  yerli ürün pahalı. Devlet eksin, biçsin biz çiftçiler  yarıcı olmaya hazırız.  Hatta, sattığı ürünün yüzde 30’na bile razıyız”

Saman ithalinden sonra, şimdi de peynir ithal edilmeye başlandı. Bizim ünlü peynirlerimizin suyu mu çıktı?

Hükümet, çiftçiye  destek verdiğini söylüyor?

Kepçeyle veriyor, kepçeyle geri alıyor. Türkiye’nin  ne tarım politikası var, ne de planlaması. Bir yıl, patates az ekiliyor fiyatlar tavan yapıyor. İkinci yıl  fazla ekiliyor bu seferde tarla da çürüyor.   Bir türlü ortasını bulamadık. Üretici de perişan, tüketici de.

1996 yılında GAP’a gitmiştim.

10 milyar dolar daha harcanması halinde  GAP’ın  tarım ve gıda da 150 milyon insana yeteceğini söylemişlerdi. Demişler di.   O tarihte

Aradan 24 yıl geçmiş, GAP’ın ancak yüzde 30’nu kullanıldığını, bilinçsiz sulamadan dolayı da çoğu bölgelerde  verimli toprak kum haline geldiğini söylediler.

Tarım ve Gıda ihracatı yapacağımız yerde ithal ediyoruz. Varlık içinde yokluk çeken bir ülke haline geldik.

18 yıldır bu ülkeyi yöneten siyasi iktidar,  özel uçaklara, saraylara,  lüks makam araçlarına, lüks tüketime  para bulan  GAP’a  para bulamadı.

 Geçen yıllarda,   meyve bahçeleri olan bir arkadaşımla Çanakkale’ye gitmiştim. Yaklaşık 100 dönüm lük  bahçede meyvenin her türü var.  İstanbul  Hali’ne bir TIR meyve gönderiyor. Para beklerken borçlu çıkıyor.

Mizah gibi değil mi?

Bu siyasi iktidar döneminde, Fransız çiftçisi Türk Tarım Bakanı’na  başarılarından dolayı plaket verdiğini  Türk çiftçisi unutmadı.

Telefonla görüştüğüm çiftçiler, isimlerinin yazılmasını  istememeleri ise düşündürücü.

Konuştuğum her çiftçiye neden isminin yazılmasını istemiyorsun dediğimde,  lafı ağızlarında gevelediler anlaşılan o ki  çiftçiler,  başımıza bir şey gelir korkusuyla  isimlerinin yazılmasını istemiyorlar. 

Yazı İçi Makale Altı Reklam Alanı
Yazı İçi Benzer Yazı Altı Reklam Alanı
Yapılan Yorumlar
Bir Yorum Yapın