Ülkemizin hatta dünya insanlık tarihinin başlangıç noktalarından kabul edilen; Diyarbakır, Adıyaman, Kahramanmaraş, Malatya, Şanlıurfa, Osmaniye, Hatay gibi yerlerde deprem meydana geldi. Depremi tetikleyen fay ise adını insanlığın başladığı Nil Nehri’nin doğup döküldüğü yerden Kızıldeniz-İskenderiye’den aldı. Bu kadim ve merkez bölgeler, Uganda’dan yani Nil Nehri’nin doğduğu yerden başlayıp döküldüğü topraklardan Mısır, suyun etkilediği Ürdün, İsrael, Suriye, Irak ve Türkiye’de Mezopotamya ‘dan ibarettir. Ülkemizde depremin olduğu kentler, tarihçilerle teologlarca dünyada insanlık ve dinler tarihinin başladığı toprakların devamı olarak görülür.

Hem ekonomimiz hem de dünya insanlık tarihi bakımından çok önemli 10 kentte, meydana gelen depremle ilgili pek çok bilgiyi ve bundan sonra da olabilecekleri konuşmamız gerekirken gündemimizin: Para, bağış, yardım, helallik, oy, seçim kazanmak, istifa sloganları olması beni utandırıyor, sizi bilemem.

Tam 13,5 milyon insanımızın yaşadığı, bir tarih kapatıp yeni tarihler yazan bölgelerimizde meydana gelen depremin ardından

insanların ölmesi, ihmaller, pek çok kişi kurtarılabilir miydi?, yabancı ülke askerleri personellerinin de içinde olduğu yardım ekiplerinin gelmesi, buna karşılık bizim askerimizin bölgede uzun süre görülmemesi, asker kıyafetli siviller, askeri sahra hastanelerimizin olmaması, yağmalar, kayıplar gibi konuları konuşmayı da anlayabilirim.

Gelin görün ki tek tanrılı dinlerin ve pek çok milletin bölgede varlığı kabul edilen anıt eserler arasında yer alan sinagog, kilise ve camilerle uygarlıkların izlerinin yıkılmasıyla birlikte insanlığımız, değerlerimiz, geçmişimiz de enkaza dönüşmüş gibi.

Bizler ise yeni ve taze başlangıçlara hazırlanmamızı gösteren doğanın işaretini de yok sayıp, hepimizi utandırması gereken konularla meşgulüz.

Üzülerek fark ettim: Ben de depremde genelde maddi konuları yazmışım, o halde gündemdeki yeni tartışmamız maddi konularla geleneği son kez devam ettireyim:

Kızılay: Kendimizi bildiğimizden beri devletin hizmetinde sanırdık. Depremler de ya da afetlerde, savaşlarda devletin yanında olduğu zihnimize kazınmıştı. Nereden bilecektik? Ticari bir vakıf statüsünde olup artık holdingleştiğini.

AHBAP: Sanatçıların kurduğu bir STK. Gelin görün ki kutuplaşmanın sonucunda hiçbirimiz Haluk Levent’in bu oranda bağış toplayıp ülkenin gündemine oturacağını tahmin edemezdik. Biz bu dönem devletin şeffaflaştığını düşündük hep. Oysa görüyoruz ki daha da bir derinleşip, kendi kurallarını toplumu ötekileştirerek, hayali düşmanlar yaratarak koruduğuna şahit olduk. Bence de AHBAP topladığı parayla Kızılay’dan parayla çadır satın almamalı. Bu parayla AHBAP Deprem bölgesinde yaşayanlar için daha kalıcı hizmetler üretmeliydi. En basitinden köyleri üretime ve yaşamaya hazır hale getirebilirdi. Ya da depreme dayanıklı okul veya hastanelerle bir kaç bin konut yaptırılabilirdi.

Ama ne yapıldı?

Kızılay’dan parayla çadır satın alındı. Yapmayın, bunun hoş görülecek ve anlaşılacak bir yanı yok. Kızılay’ın bana göre parayı AHBAP’a iade edip, devletin koordinatörlüğünde toplanan paraların da halkın kalıcı olarak ihtiyacını karşılayacak yapılara dönüştürülmesi şart. Kişilerin, holdinglerin cebine böyle bir zamanda bağış paralar gitmemeli. Bütün bağışçıların da adları, yapılan kalıcı hizmetlerde yer almalı.

Helallik meselesi: Devlet halkından helallik ister mi? Görevi halkını yaşatmak, bir çatı kurmak, adaleti, eğitimi, sağlık sistemini, şehirleri, kentleri, güvenliği vb. bir nizama sokmaktır. Bu mekanizma helallik isteme noktasındaysa o zaman başka şeylerden bahsetmek gerekir.

Demokrasilerde istifa diye bir olay vardır. Herkes istifa edebilir, vatandaşlar da ister sporda olsun isterse sokakta yürürken bunu talep edebilir. Osmanlı padişahları bile halkın ayaklanması karşısında tahtlarını bırakmışken, demokrasilerde halkın karşısında herkes cürmü kadar yer kaplar.

Doğrusu artık maddi ve güncel siyaseti böyle bir günde yazıp çizmeyi kendi adıma bırakıyorum. Kadim topraklarda yıkılan insanlık ve dinler tarihini konuşmayı, dinlemeyi, okumayı, yazmayı tercih ederdim. Ne yazık ki para ve maddi dünya binlerce can kaybına rağmen her şeyin, herkesin önünde gitmeye devam ediyor.

By Haber Editörü

Gündeminiz.Com Genel Haber Editörü

3 thoughts on “Nurten ERTUL: Deprem dünya tarihinin medeniyetlerini yok etti, koruyamadık. Çok üzülüyorum, ayrıca utanıyorum da.”
  1. kızılayın holdingleşmesini dert ediniyorsunuz. adam devleti şirket gibi yönetecem dedi iktidar oldu, dediğinide yaptı. stadyumlardaki protestolara dayanamayıp, futbol maçlarının seyircisiz oynanması, onu da geçtim, deprem prof.u övgün ahmet ercan’ın gözaltına alınması. adeta iktidara karşı ölüm-kalım savaşı veriyoruz…

  2. kızılayın holdingleşmesini dert ediniyorsunuz. adam devleti şirket gibi yönetecem dedi iktidar oldu, dediğinide yaptı. stadyumlardaki protestolara dayanamayıp, futbol maçlarının seyircisiz oynanması, onu da geçtim, deprem prof.u övgün ahmet ercan’ın gözaltına alınması. adeta iktidara karşı ölüm-kalım savaşı veriyoruz…

  3. Yanlış teşhis!!!
    Deprem yıkmadı yok etmedi
    Deprem doğal bir olay
    Yerküreyi şekillendiriyor
    Yıkan yok eden
    Bilimsiz, eğitimsiz
    Sami masallarıyla uyuşturulmuş beyinlerdir…
    Doç Dr mehmet karaçaltı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.