Önümüzdeki yıl yapılacak Genel ve Cumhurbaşkanlığı seçiminde, Cumhurbaşkanı adayı olması kuvvetli muhtemel olan Kılıçdaroğlu’nun aday olmasından çekinen çevreler şu veya bu şekilde algı operasyonu yaratarak yıpratmaya çalışıyorlar.

İşin garip tarafı kazanmaya en yakın olan Kılıçdaroğlu’nu yıpratmaya çalışan ların başında olması gereken Cumhur İttifakı mensupları olması gerekirken, iktidar yanlısı olan ve kendilerine yandaş medya mensupları başı çekiyor.

Gerçi Cumhurbaşkanımız elimizde dosyalar var ama seçim zamanı açıklayacağız gibi bir söylemi oldu ama, ondan çok iktidarın nimetlerinden yararlanan iş ve mevki makam sahibi olmuş ve kendilerine İletişimci, Analist, Stratejist, Uzman, Bilişimci, Araştırmacı gibi unvan eklemiş olanlar bu algı operasyonunun baş aktörlüğünü üstlenmiş ve yine hükümet yanlısı medyada çığırtkanlıklarını sürdürüyorlar.

Bunlar yaşadıkları ülkemizin işsizlik, haksızlık, hukuksuzluk, pahalılık, liyakatsızlık, geçinemeyen emekliler, atanamayan öğretmen, sağlıkçı ve EYT’ye takılan insanlar, tarlası ve toprağı ile küs olan üretici ve köylünün halini bilmeden ve değerlendirmeden ,”Tayyip Bey kazanır” diyorlar.

Evet, Tayyip Bey 2002 yılından bu yana girdiği seçimlerden galip çıktı. Bildiğim kadarıyla ne kendisi ne de partisinin grubu resmi olarak adaylığını açıklamadı. Sadece iktidar ortağının diğer lideri Devlet Bey, “Aday tek istikamet belli” diyerek Tayyip Bey’i aday gösteriyor.

Anayasa ve hukukçular

Durum böyle iken, seçimin ne zaman yapılacağı belli değil. Tayyip Bey’in seçimlerin zamanında yapılması durumunda Anayasamıza göre aday olamayacağını Anayasa ve konusunda uzmanlaşmış olan hukukçular söylüyor.

Bu durumda TBMM’nin toplanıp, salt çoğunlukla erken seçim kararı alması gerekiyor. An itibariyle böyle bir hazırlık yapıldığı da net olarak belli değil.

Bay Kemal’in durumu

Yaptığı girişimlerle takdir toplayan Kılıçdaroğlu, İYİ Partinin seçime girmesini sağlayan, Hak, Hukuk, Adalet için Ankara’dan İstanbul’a kadar yürüyen, değişik siyasi görüşlerden gelen 6 partiyi bir araya toplayıp ülkenin gelecekte çağdaş demokratik ve güçlendirilmiş parlamenter sisteme dönmek için çaba sarf eden ve bunu başaran, gelecekte devletin kaynaklarının bağlandığı yandaş müteahhitlere verilen payları durdurup onları halk için harcayacağını açıklayan, geçmediğimiz yol, köprü ve tünellerle gitmediğimiz hava alanlarına payımızdan ödenenlerin kesileceğini ve o paraların halkın yararına yönlendirileceğini açıklayan, ülkemizin göçmen ve ilticacıların işgalinden kurtarılacağını açıklayan Kemal Kılıçdaroğlu’nu elbette yukarıda saydığımız ve mevcut düzene uyum sağlayıp hükümranlığını sürdürenler tarafından istenmeyecektir.

Bunlar elbette CHP kadrolarındaki, Kılıçdaroğlu, Yavaş ve İmamoğlu’nu yarıştıracaklardır. Ama bu çabalar nafiledir. İmamoğlu ve Yavaş 2029 seçimlerine kadar görevlerini sürdürecek ve halka hizmetleri yanında Ankara’da 25 ilçedeki üç CHP başkanlığını çoğaltacak İstanbul’da da 39 ilçedeki 14 Belediye başkanlığını çoğaltmalı gerekecektir. Seçimler sonrasında ülkemiz  parlamenter sisteme döner ve ittifak  kadrolarına  gereken görevler elbette verilecektir.

Alevilik meselesi

Bazı çevreler geçmişte olduğu gibi Kılıçdaroğlu’nun alevi olduğunu ileri sürebilirler. Ancak bu çevreler Kılıçdaroğlu’nun açıklanan ve İstanbul Müftülüğü’nde bulunduğu söylenen  seceresini bilmek zorundalar.

Bir başka bakışla, Aleviler Allah’ın birliğine, Peygamberimizin Allah’ın Resulü olduğuna kutsal kitabımız Kurânın hak kitap olduğuna inanıyor ve ibadetlerini buna göre ve Türkçe olarak yapıyorlar mı?  Evet bunların hepsi doğru ve ve aynen uygulanıyor. O zaman bu inancı sorgulamak kimin haddine. Her fani gibi herkes Allah’a karşı sorumlu değil mi? O zaman onun adına yargılama yetkisine kim neden soyunuyor ki? Takdir Yüce Mevlanın değil mi?  ABD kendilerini yönetmek üzere zenci bir başkanı seçtiler ve ABD en iyi şekilde yönetildi mi? Öyleyse devlet yönetimini bilen hırs ve kibiri olmayan, halkın refahını düşünen, hak, hukuk ve adaletle insani değerlerin en önde olacağını söyleyen Kılıçdaroğlu neden Cumhurbaşkanı adayı olmasın ki?

Ülkeyi mi satar?  Kul hakkı mı yer? Kayırmacılık mı yapar? “ Hiçbir çocuk yatağa aç girmeyecek” derken, halkın huzuru ve refahının önde olduğunu belirtmiyor mu?

Ayrıca Bay Kemal bu zamana kadar aday olduğunu açıklamadı. “Adayı 6’lı masa tayin edecek ve bu aday 13. Cumhurbaşkanımız olacak” diyor.

 O zaman adayın kim olduğu çok ta önemli değil. O zaman ülkemizde uygulanan ve bir başka ülkede uygulanmayan, yönetim sisteminin değişmesi söz konusu olduğuna göre, herkes başını iki elinin arasına alıp iyice düşündükten sonra sandığa gidecektir…

Ekrem’in yanında Cananda olmalıydı?

CHP’nin son grup toplantısında Ekrem İmamoğlu da katıldı. Grup Başkanı ve Genel Başkan tarafından kendisinden övgüyle bahsedildi. Hatta Kılıçdaroğlu, “Biz baba oğul ilişkisi içerisindeyiz” dedi ve kendisine sahip çıktı.

İyi güzelde günlerdir Ekrem Beyle İl Başkanı Canan Hanım’ın birbirleri ile zıtlaştıklarından bahsediliyor. Kendileri, “Böyle bir şey yok” deseler de CHP grup toplantısında Ekrem Beyle beraber siyaset yasağı cezası almış olan Canan Hanımda olsaydı, ve “Bay Kemal’i bekleyin” i beraber söyleselerdi, çok daha iyi olur ve birlik beraberlik vurgulanmış olurdu. Parti yöneticileri böyle bir şeyi nasıl düşünemediler doğrusu anlayamadım.

By Haber Editörü

Gündeminiz.Com Genel Haber Editörü

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.