Bugün emeğin bayramı,

benim doğum günüm,

sitemizin yıl dönümü

Bu günün anısı bende çok şeyler hatırlatıyor. Doğum günüm olması nedeniyle yaşadığım güzel yıllar ve onların anısı bana mutluluk verirken;

45 yıl önce yani 1977 yılında Taksim meydanında yaşanan katliamın tanığı olarak ta büyük üzüntü ve travma yaşıyorum. Her 1 Mayıs’ta gözümün önüne o tarihi mahşeri kalabalık ve coşku geliyor. O şenliğin emeğin bayramının, söylenen marşların, emekten haktan yana atılan sloganların, marşların mutlu insanların sevincini yeniden yaşamak isterken, o kahrolası son var ya işte o bana azap veriyor, hüzün ve öfke veriyor.

O yıl Taksim Meydanına rekor düzeyde katılım olmuştu. Dolmabahçe, Şişhane, Tarlabaşı, Dolapdere, Şişli ve Osmanbey yönlerinden gelenler akın, akın Taksim’e yürür ve “Yaşasın 1 Mayıs işçinin emekçinin bayramı” diye sloganlar atılır, meydanda 1 Mayıs marşları ile türküler eşliğinde halaylar çekilirken, Taksim mahşeri bir kalabalığa ve coşkuya tanık oluyordu.

1977 Taksim Katliamının tanığıyım

O zamanlar Günaydın Gazetesi Haber merkezi muhabirlerinden biri olarak kutlamaları izlemek için görev aldım. Doğum günüm de olması nedeniyle benim için çifte bayramdı. Ben her 1 Mayıs’ta fırsat bulduğum bayramlarda doğum günü pastamı meydandaki emekçi kardeşlerimle paylaşır günümü ve bayramı toplu halde kutlardık. O gün 1 Mayıs kutlamasına 1976 yılı görkemli geçtiği için sanıyorum katılımın az olması için olay çıkacağı, provokasyon olacağı daha 1 Mayıs gelmeden gazetelerde yer alırken, fısıltı söylentileri yayılıyordu. Bu nedenle gazetede dikkatli olmamız gerektiği de tembihlenmişti ama ne yaparsınız ki, o provokasyon gerçekleşti ve hala kim olduğu kimin yaptığı belli olmadı ve buna benzer olayların failleri hala belli değil.

Coşkular doruktaydı. Meydanda konuşmalar devam eder sloganlar atılırken, bir yandan da Taksime girmeler sürüyordu. DİSK Başkanı Kemal Türkler konuşmasını yaparken, Tarlabaşı’ndaki Sular İdaresinin yönünde şimdi orada cami var. Bir silah sesi duyuldu. Herkes oraya odaklanırken alanın karşısındaki o zamanki adıyla İntercontinental otelinin katından da silahlar patlamaya başladı. Meydan cehenneme dönmüş insanlar kaçış maya ve bağırmaya başlamıştı. Kaçmaya en yakın yer Kazancı yokuşunun başı olması nedeniyle emekçiler oraya yığılmıştı. Can pazarı bu insanlar nereye gideceğini ne yapacağını bilmez halde meydandan bir an evvel kaçmak ve kurtulmak istiyordu. Silah seslerini o zamanın polis aracı olan panzerlerin sirenleri inletiyor, halka panik veriyordu. Tarlabaşı, Dolmabahçe ve Elmadağ yönünden hala meydana akın olduğu için insanlar İstiklal Caddesi, Cihangir yönü ile diğer ara sokaklara kaçmak zorunda kalmıştı.  Talihsizliğe bakın ki, Kazancı yokuşunu planlı mı, plansız mı oraya bırakıldığı belli olmayan bir kamyonet kapatmış olması nedeniyle kaçmaya çalışanlar birbirlerini ezmeye başlamıştı.

 Can pazarı

Can pazarına dönen meydandaki insanların üzerine panzerler insanı çileden çıkaran siren sesleri geliyor, hepten şaşkına dönen ve ne yapacağını bilmeyen birçok kişi de panzerlerin altında kaldığına tanık olmuştum. Bu arada kendi can güvenliğimizi sağlamaya çalışarak filmim yettiği kadarıyla resimler çekiyor ve acil olarak ulaştırma servisi elemanları ile gazeteye gönderiyorduk.

Kaçan kaçmış, ezilen ezilmiş, meydan dağılmış, can pazarı yerini inlemelere ve bağrışmalara bırakmıştı. Dile kolay o katliamda 34 kişi orada can vermiş, 136 emekçimizde yaralanmıştı. Kaçışmalar bağrışmalar bitmiş bu kerre o zamanki adıyla cankurtaranların şimdiki adıyla ambulansların çığlıkları ortalığı inletiyor yaralılar ve katledilmiş olan emekçiler toplanarak hastanelere ve morglara taşınıyordu.

Arkadaşlarımız bir taraftan çektiğimiz filmleri toplayıp merkeze gönderirken, bir araya toplanıp merkezle irtibat kurup bir kısmımız gazeteye dönüp haberi yazmaya gittik bir kısmımızda hastanelere yöneldi.

O gün bu gündür, her bir Mayısta doğum günümü coşkuyla kutlayamıyorum. Sonrasında Taksim güvenlik güçleri tarafından korunmaya alınıp savunulduğu için oraya gidilmiyor. Gitmeye çalışanlara eza ceza edilerek gaz sıkılıyor, plastik mermiler atılıyor ve gözaltılar oluyor. Bu durumda emeklilerde gelmediği için onlara pasta da ikram edip bayramımızı ve doğum günümü kutlayamıyorum. Zaten her bir Mayısta o katliam ve o mahşer aklıma gelmediği için tadım kaçıyor. Ayrıca o katliamın sanıkları, sebep olanlar, göz yumanlar bulunup adalet karşısına çıkarılıp gereken cezada verilmediği için kızıp duruyorum ve kızdığımla da kalıyor acı günü anmaktan, onların anısını yaşatmaktan başkada bir şey yapamıyorum.

Bu gün Bayram Maltepe de kutlanacak. Sabahın erken saatlerinden itibaren Taksim’e girmek yasaklandığı gibi, neredeyse Beyoğlu’na da girmek sanki yasak gibi bir uygulama yapılıyor. Maltepe Meydanı yine polis tarafından kuşatılmış 3-5 Km. mesafeden itibaren insanlar kontrol altında meydana alınıyor.  

Taksim sanki devletimizin kalesiymiş gibi neden korunmaya alınır ve neden yasak konulur anlamak mümkün değil. Yapılması gerekenler Taksim’e girişlerde tedbir alınır, alana girecekler kontrol edilir ve güvenlikleri sağlanır. Emekçiler bağırır çağırır, marşlar söyler, halaylar çeker ve müdahale edilmediği sürece hiçbir olayın çıkacağını zannetmediğimden insanlar bayramını kutlar ve huzur içinde dağılıp evlerine gider. Bunu yapmanın zor olduğunu anlamıyorum ama maalesef olmuyor işte.

Tüm bunlara rağmen emeğe olan saygım nedeniyle ve tüm 1 Mayıs şehitlerini saygı ile anarken, yaşasın işçinin emekçinin bayramı. Coşkulu ve yasaksız kutlanacak günlerin gelmesi ve yaşanması dileğimi tekrarlıyorum…

Yıl dönümümüz

BU site tam tamına 11 yıldır ödün vermeden, hak bildiği yolda haberlerini verdi yorumlarını yaptı. Bu yıllarda baskılar oldu, trollerin saldırısı oldu, yazılanlardan rahatsız olanlar cevap vermek ya da açıklama yapmak yerine saldırmayı yeğlediler. Bu nedenle zamanla sitemiz çöktü. Hiçbir menfaat gözetmeden yazan emek veren tüm arkadaşlarımız yılmadı, korkmadı, susmadı ve bu böyle de devam edecek.

Sitemiz hak bildiği yolda devam edecek. Haklının yanında haksızın karşısında yayınlarını sürdürecek. Elbette tarafta olacağız. Cumhuriyete, Laikliğe, ülke bütünlüğüne, demokrasiye, özgürlüğe, Atatürk ilke ve inkılaplarına, hakka, hukuka karşı taraf ve taraf olmayı da sürdüreceğiz…

Hep beraber nice yıllara…

Mustafa DOLU

Halkın AVUKATI

Başyazar

 Mustafadolu49@gmail.com

By Haber Editörü

Gündeminiz.Com Genel Haber Editörü

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.