gündeminiz
Image
Sağlık

Prof. Dr. Hüsnü Efendi: MS tedavisinde çok olumlu gelişmeler var

gündeminiz

Türkiye'de yaklaşık 60 bin, dünyada ise 3 milyon kişinin savaştığı MS, sosyal hayatı oldukça etkileyen bir hastalık. Ancak son 10 yıldaki teşhis ve tedavi konusundaki gelişmelerin, hastalığın kontrol altına alınmasında oldukça etkili olduğunun altını çizen
 Türk Nöroloji Derneği MS Çalışma Grubu Başkanı ve Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüsnü Efendi, artık bu hastalar için ağır engellilik durumunun görülmediğini söyledi. Prof. Dr. Efendi, Dünya MS Günü'nde hastalara rehber olabilecek bilgiler verdi.

Eser AKGÜL/sözcü
Prof. Dr. Hüsnü Efendi: MS tedavisinde çok olumlu gelişmeler var
Uluslararası MS Federasyonu ve Dünya Sağlık Örgütü her yıl Mayıs ayının son çarşamba gününü Multipl Skleroz (MS) hastalığı konusunda farkındalığa ayırıyor. Bu sene 30 Mayıs Çarşamba gününe denk gelen Dünya Multipl Skleroz (MS) Günü kapsamda, “MS Inside Out” (Her Yönüyle MS) sloganıyla Merck işbirliğinde bir toplantı düzenlendi. Toplantıda konuşan Türk Nöroloji Derneği MS Çalışma Grubu Başkanı ve Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Nöroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüsnü Efendi, detaylı bilgiler verdi.

MS NEDİR?

MS, beyni ve omuriliği tutan bir hastalık. Sinir sisteminde öncelikle miyelin dediğimiz sinir hücre kılıflarına zarar veriyor ve sinir hücrelerine zarar veriyor. MS bulaşıcı ve ruhsal bir hastalık değildir. MS direkt genetik bir hastalık da değildir. MS hastaları çok rahatlıkla çocuk sahibi olabilirler. Bir MS hastasının çocuğunda aynı hastalığın görülme oranı yüzde 1 civarındadır. MS tedavisi olan bir hastalıktır; kontrol altına almak mümkündür.

MS NEDEN ORTAYA ÇIKIYOR?

Aslında bu bir dost ateşi, yani vücudun kendi kendine saldırısı. İmmün hücreler bir şekilde anormal bir reaksiyon göstererek, normalde zarar vermemeleri gereken kendi sinir hücrelere ve kılıflarına zarar veriyor. Neden ortaya çıktığını çok bilmiyoruz ama vücudun santral sisteminin, beyin ve omuriliğin herhangi bir yerinde etkilenme olup buna bağlı klinik belirtilerle kendisini gösterebiliyor.

MS İLE İLGİLİ BİLDİKLERİMİZ…


Geçtiğimiz yıllarda çok şey değişti. Mezun olduğum dönemde hastalara tanı koyma aşamasında kalıyorduk. Çünkü 90’lı yılların başına kadar MS ile ilgili özel bir tedavi yoktu. Sadece atakla gelen hastada kortizon türü ilaçlar kullanıp, atak tedavisi yapıyorduk. Koruyucu bir ilaç ya da bir tedavi yöntemimiz yoktu. Sadece bu hastaları takip edebiliyorduk. Ama 90’lı yılların ortasından başlayarak yeni ilaçlar gelişti. Özellikle son 5-10 yılda artık sürekli yeni tedavi seçenekleri ile karşı karşıya kalıyoruz. O nedenle MS artık çaresiz, tedavisi olmayan bir hastalık değil. Her hastaya ve hastalığın dönemine uygun yeni ilaçlar var elimizde. Özellikle erken tedaviye başladığımızda oldukça başarılı sonuçlar elde ediyoruz. Hastaların çoğu günlük yaşamlarına devam edebiliyorlar. Eskiye nazaran daha erken teşhis koyabiliyoruz, tedaviye daha erken başlayabiliyoruz, pek çok seçeneğimiz var. Artık ağır engellilik daha az görülüyor.

“MS HASTASI DEĞİL MS’Lİ KİŞİ DENMESİ DAHA DOĞRU”

MS hastalığı standart bir hastalık değil. Belli hastalıklarda hastalığın başlangıcı, gelişmesi ve bitişi vardır ve belli bir seyri vardır. Ancak MS hastalığında bu öyle değil. MS herkeste başlangıcı farklı, ortaya çıkan ilk belirtiler farklı, hastalığın seyri farklı, tedaviye cevabı farklı, uzun dönem sonuçları farklı… Bu nedenle kişiye özel bir hastalık. Bu nedenle MS hastaları diyerek genel bir çerçeve koymak yerine, MS’li kişi demek daha doğru oluyor.

Prof. Dr. Önder Ergönül: MS, ALS, Otizm gibi hastalıklar Lyme ile ilişkilendirilerek hastalar kandırılıyor
TÜRKİYE’DE KAÇ MS HASTASI VAR?


Türkiye’de yaklaşık 60 bin civarında MS’li kişi var. Dünyada da 3 milyondan fazla MS’li kişi var. Türkiye MS hastalığının orta sıklıkta görüldüğü ülkelerden biri. Kuzey Avrupa, Norveç, İsveç, Danimarka gibi Kuzey Amerika ülkelerinde daha çok görülüyor. Kuzey yarım küreye doğru ekvatordan uzaklaştıkça daha çok görülüyor.

MS HASTALIĞINDA ÇEVRESEL FAKTÖRLER

Bu ülkelerde daha çok görülmesini güneş, D vitamini gibi faktörlere bağlamak doğru değil ama MS’te bir genetik yatkınlık söz konusu. Bazı genleri taşıyanlarda daha çok görülüyor bu yüzden toplumsal bir yatkınlık olabilir.

Çevresel faktörler de etkili. Bununla ilgili göç çalışmaları var. Çocukluğunda MS’in çok görüldüğü bir ülkeden az görülen bir ülkeye taşınanlarda MS görülme oranı azalıyor. Çevresel faktörler aslında genetik yapımızı değiştirebilir. D vitamini, güneş ışınları, beslenme, sigara kullanımı gibi birçok çevresel faktör bir şekilde genleri etkileyerek hastalığın ortaya çıkmasını kolaylaştırabilir.

MS VE SİGARA İLİŞKİSİ

Son yıllarda daha iyi biliyoruz ki, ailede pasif sigara içen çocuklarda bile MS gelişme riski daha yüksek. Yani bir kişi sigara içmese de ailede içiliyorsa, MS gelişme riski diğer çocuklara göre daha yüksek oranda. Sigara içen MS’lilerde de hastalık daha kötü seyrediyor, daha çok atak geçiriyorlar, tedaviye yanıt daha az oluyor ve hastalığın daha çok ilerlediğini görüyoruz. Bu nedenle sigara hem MS’in ortaya çıkışında hem de hastalığın seyrinde etkili. MS’li kişi mutlaka sigarayı bırakmalı.

MS’İN BELİRTİLERİ NELER?

MS’te beynin hangi bölgeleri etkileniyorsa ona göre belirtiler çıkıyor. Çok tipik belirtileri ise, görme siniri etkilendiğinde ise özellikle tek gözde görme kaybı oluşuyor. Tam bir görme kaybından çok bulanık görme, çift görme durumundan bahsediyorum. Baş dönmesi, kolda ya da bacaklarda güçsüzlük, uyuşma, elektriklenme hissi, bir elde kolay hareketleri bile yapamama, idrar kaçırma ya da idrara sık çıkma gibi yakınmalar görülebilir. Anlaşıldığı gibi bu belirtilerin hiçbiri MS’e özel değil; bu belirtiler başka hastalıklarda da görülebilir. Bu nedenle bu konuda deneyimli bir nöroloji uzmanının MR ya da beyin omurilik sıvısından tanı koyması gerekiyor. MS’teki belirtilerin en önemli özelliği kısa süreli olmaması. Mesela elde uyuşma herkeste 10-15 dakikalık kısa süreli olarak görülür. Ancak MS hastalığında 24 saatten uzun süre devam eden, ateşin ve enfeksiyonun eşlik etmediği belirtilerdir.


MS’li hastalarda bastığı yeri algılamada zorluk oluyor, ciddi denge problemleri olabiliyor, konuşmada tutukluk olabiliyor, el becerileri azalabiliyor. Bazen de yürüme ile ilgili sıkıntılar olabiliyor. Çok çabuk yorulabiliyorlar. Bütün bu belirtiler neticesinde hepsinde görülmemekle birlikte yüzde 50-60 civarında bir oranda depresyon görülüyor. Bir kısmı hastalığa bağlı bir kısmı da daha önce yapabildiği bazı aktiviteleri yapamamanın verdiği sıkıntı ile depresyona giriyor. Depresyon, yorgunluk, bitkinlik gibi günlük hayatlarını çokça etkileyen özel durumlar yaşıyorlar.

Ancak bu belirtilerin tümü her hastada görülmez. Bu belirtiler farklı hastalarda farklı şekilde ortaya çıkar. Bazılarında görme bozuklukları bazılarında idrar problemleri görülebilir. Ama hepimiz biliyoruz ki ne kadar erken tanı koyar ve tedaviye başlarsak bu belirtilerin kalıcı hale gelmesini ve engellilik oluşmasını engelleyebiliyoruz. MS’in tedavi edilebilir bir hastalık olduğunu tekrar vurgulamak istiyorum.

“TEDAVİ SÜRECİ TANGO YAPMAK GİBİ”

Tedavi kararı verdiğimizde bu sürece hastayı da katıyoruz. Hastaya “al bu ilacı kullan” demiyoruz sadece. Bu sürecin uzun süreli olduğunu belirtip, karar verme aşamasına onların da katılmalarını sağlıyoruz. Ben bu durumu ‘tango yapmaya’ benzetiyorum. Tangodaki gibi dansı yöneten bir kişi olarak doktor var ama hastanın da istekli olması gerekiyor. Bu nedenle çok iyi bir işbirliği gerekiyor. Eğitimler, toplantılar yaparak onlara gerekli bilinci kazandırıyoruz.

PROBİYOTİK KULLANIMI ÖNERİLİYOR MU?

Bağırsaklar immün sistemin bir parçası. O nedenle MS ile ilgili bu alanda da çalışmalar devam ediyor. Bağırsak florasının sağlıklı olmasının MS ile ilişkili olduğunu söyleyebilirim. Probiyotik gıdalar, takviyeler ve sağlıklı beslenme MS için önemli. Bir tedavi olarak değil ama tedavinin sürecini etkileyebilir.

KADINLARDA DAHA FAZLA GÖRÜLÜYOR


Bu noktada hormonal ve genetik faktörler ön planda. Neredeyse 3 hastadan 2’si kadın. Kadınlarda görülme oranı dünyada artıyor. MS sıklığı da artıyor. Bunun iki nedeni var; farkındalık arttığı için daha çok tanı koyuyoruz ve MR gibi görüntüleme yöntemleri geliştiği için daha kolaylıkla tanı koyabiliyoruz. Ama bunların dışında da MS sıklığı artıyor.

MS HANGİ YAŞLARDA ORTAYA ÇIKIYOR?

MS her yaşta ortaya çıkabilir. Çoğunlukla 20-40 yaş arası ortaya çıkıyor. Ortalama başlangıç yaşı 30 diyebiliriz. Ancak çocukluk yaşlarında başlayanlar da var, ileri yaşlarda başlayan da var. Genç erişkin yaşta çalışacağı, evlilik, iş planları kurduğu bir yaşta MS tanısı konulduğunda onun tüm hayatı değişiyor. Ancak ona göre bir planlama ve tedavi ile bu hastalar normal bir hayat sürebiliyor. Hastalık hayatın odağında olmamalı, MS’le birlikte yaşamak öğrenmeli. Her meslekten hastamız var ve hepsi de mesleklerini yapmaya devam ediyor.

MS HASTALARINA ÖNERİLER

*Yüzme, yoga, yürüyüş gibi sporlar MS’li kişiler için çok faydalı etkinlikler. Bir de denge ile ilgili koordinasyon için joystick kullanılan bilgisayar oyunları da fayda sağlayabilir. Ama en önemlisi de bu fiziksel aktiviteleri sürekli yapmaları gerekiyor.

*D vitamini önemli bir etken MS için. Özellikle balık tüketimi önemli. Türkiye’de genel olarak D vitamini düşüklüğü sorunu var. Ama MS hastalarını D vitamini düşüklüğü özel olarak etkiliyor. 10-15 dakika her gün güneşlenmelerini öneriyoruz.

*Akdeniz diyeti sağlıklı beslenme açısından önerdiğimiz bir diyet. Ayrıca aşırı tuz tüketiminin MS hastalığında olumsuz etkileri olduğuna dair bilgiler de var.

*Geçmişte MS hastalarının teşhis konulduktan sonra 15 yıl içerisinde engelli olacağı düşünülüyordu. Ama artık öyle değil. Yeni tedaviler bu engellilik durumunu ortadan kaldırıyor. Bu nedenle hastanın verilen tedavilere uymasını, iyi takip etmesini öneriyoruz. Zorunlu sebepler dışında sık doktor değiştirmeyi ise önermiyoruz.


*Türkiye’de ‘alternatif tedavi’ denilen yöntemlere yönelim çok fazla. Bazı hastalar ne yazık ki tıbbi tedavilerini tamamen bırakıp bu tip yöntemlere yöneliyorlar. Ancak hastalığın seyrini olumsuz etkiliyor bu durum. Bitkisel kaynaklı çözümleri kullanmada da aynı sorunlar var. Bu bitkiler ilaçla birlikte alındığında toksik etkiler ortaya çıkıyor, karaciğerle ilgili. Buna yönelen çok hasta var ne yazık ki. Ciddi hasarlar oluşturabiliyor bu tip yönelimler. Hastaların bu konuda hassas olmalarını öneriyorum. Çünkü bu tedaviler işe yaramıyor

0 Yorum