gündeminiz
Image
Tarihe not

YUKARI MEZOPOTAMYA’NIN BAŞKENTİ; MARDİN

gündeminiz


Anadolu toprakları Yukarı Mezopotamya bölgesinin bir kısmını edinmiştir. Günümüzde Mezopotamya’nın en büyük toprakları Irak Devleti sınırları içindedir, özellikle Aşağı Mezopotamya, Yukarı Mezopotamya Mardin Unesco korumasına aday olduğundan, kentin önemli yerleri düzenlidir.

Mezopotamya, Basra Körfezinden başlayıp, Dicle ile Fırat Irmaklarını içine alarak Erbil, Süleymaniye, Musul, Kerkük, Siirt, Batman, Mardin, Diyarbakır, Tatvan, Bitlis, Tunceli, Malatya, Elazığ, Adıyaman, Kilis, Gaziantep, Urfa, Osmaniye, Adana, Antakya, Halep, Filistin, Ürdün, İsrail, Gazze’yi Akabe körfezine dek geniş bir alanı kaplar.

Günümüzde, en çok Mezopotamya topraklarını tutan, sırasıyla; Irak, Suriye, Türkiye, İsrail, Filistin, Ürdün’dür.

Ancak Mezopotamya Yunanca bir sözcük olup, “İki Irmak Arası(Dicle ile Fırat)” demektir. Sümercesi ya da Türkçesi “Akurgal”dır.

Basra körfezinden, Anadolu’ya doğru bu bölgede yaşamış uygarlıklar; en aşağıda Sümerler, Akadlar, Asurlar, Hititler, Urartular, Filistin’de ise Fenikelilerdir.

Mardin, Yukarı Mezopotamya’nın ağızlık özeğini oluşturur. Tur Abdin Dağ yayını kuzeyine alan Mardin’in önünde 270 km boyunda Yukarı Mezopotamya’nın verimli toprakları yer alır.

Bu alanda geçmişte büyük ekin-tahıl üretilip, andıkçılık-hayvancılık yapıldığından buradaki kentler; Mardin, Midyat, Dara, Nusaybin çok varlıklı kentler olmuştur. O çağda bu bölgeye “El-Cezire” bölgesi denmiştir. Bu bölgede, El-Abdin Dağlarından kaynayan su Nusaybin’de çıkmakta, sonra Karasu ile birleşerek Çağçağ adını almaktadır. Daha sonra Çağçağ Irmağı Habur Irmağıyla birleşmektedir. Günümüzde Mardin’in içme suyunu Beyazsu sağlamaktadır.

Çağlar öncesi yaşandığı savlanan; Nuh Tufanı, İdris Peygamber, İskender-i Zülkarneyn, Gılgamış Destanları Anadolu’da olan Mardin düzlüğünde, “El-Cezire” de olmuştur.

1.Dünya Savaşı öncesinde tüm Mezopotamya’yı elinde tutan Osmanlı, hem Yukarı, hem Aşağı, hem Batı Mezopotamya’yı İngiliz ile Fransızlara kaptırmıştır. Türkiye Cumhuriyeti Ulusal Ant sınırları içine alarak, Fransızlar ile İngilizlerden Yukarı Mezopotamya’yı kurtarmış, ancak Aşağı Mezopotamya toprakları İngiliz ile Fransızlar ile onların sonradan oluşturacakları “Arami” soylu Arap Devletlerinde kalmıştır.

Kadı ki, çağlar boyunca, günümüzde Anadolu’nun Güney-Anadolu toprakları Arami soyluların anayurdudur. Günümüzde, Arami’lerin; ilk Hıristiyanlığı alanlarına “Suryani”, Musevi olanlarına “Yahudi”, İslam olanlarına ise “Arap” denir.

Süre içinde, Museviler İbranice, Suryaniler Suryanice, Araplar Arapça konuşmaya, değişik tamgalarla-alfabeyle yazmaya başlamışlardır. Günümüzde, aynı Arami soyundan gelen, sonra inançlarına göre türevlenen bu üç toplum birbirleriyle anlaşamadıkları gibi kendi içlerinde birbirleri sevmemekte, ötesi Araplarla, Yahudiler birbirlerinin yağusu-düşmanı durumuna gelmişlerdir.

İşte, bu üç toplum günümüzde Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde Mardin’de barış ile anlayış içinde yaşamaktadır.

Süryanilerin en yoğun yaşadığı bölge; Suriye’de Nasiriye ile Mardin, Midyat dolayıydı.

Anadolu’da, el işleri, sanat ile taş işçiliğinde en önde gelen ustalar Süryaniler ile Ermeniler arasından çıkmıştır. Mardin’de çok sayıda Ermeni ile Süryani 1916 yılına dek vardı. Koşullar değiştiğinden son 1980 yılına dek yurt dışına göçler, tıpkı Almancı Türklere benzer gibi sürdü. Önce kırsal kesimden yurt dışına giden biri ardında yakınlarını alarak dışarıya dalga dalga göçtüler. Bu göçlerin Anadolu uygarlıklarına vurduğu darbe çok oldu. Sonra, Kürt ile Türklerden korkan Ermeniler yapay da olsa Müslümanlaştılar.

Günümüzde, Mardin’de Süryaniler yaklaşık 120-150 evgil-aile, bilinen Gregoryen Ermeniler 3 ile 5 evgil, Yahudiler de 5 ile 10 evgil, ayrıca köylerde Yezidi'ler vardır. Gerisi Arap ile Türkmen kökenli Müslümanlardır. Her birinin çalışan kiliseleri, havraları, manastırları vardır.

Bölgede yaşayan Türkmenler, Ermeniler ile Arapların bir bölümü Kürtleşmiştir. Kürtler de Mardin’in köylerinde yaşamaktadır. Yoğun bulundukları yerler Nusaybin ile Cizre dolayıdır. Mardin kenti içinde sayıları çok azdır.

Camlı Köşk Kahvesinde iki kahveciyle konuşuyordum,

- El Cezire ne demek?
- Arapça’da bölge demek.
- Siz Arap mısınız?
- Kökenimiz Arap’tır, ancak biz Kürtleşmişiz. Bize şimdi Kürt diyorlar, ancak biz Kürtçe bilmeyiz.
- Kürt yoksa nasıl Mardin’de HDP kazandı?
- Köylerde Kürtler çoktur. Bir de Mardinliler olay olmasın istediler. Onun için HDP’ye verdiler.
- HDP Belediye başkanı kayyum da.
- Evet. Şimdi vali yönetiyor.
- Mutlu musunuz?
- Vali iyi adamdır. Çalışıyor. Bir daha HDP’ye oy çıkmazdı burdan.
- Ne demek o?
- Türk ordusunun Suriye’ye girmesi, bölge halkını mutlu etmedi. Şimdi halk ne yapacağını bilmiyor. Ancak AKP’ye de oy vermez. Müslüman Müslümanı nasıl öldürür? Öldürürse nasıl şehit olur?
- Ne olacak şimdi?
- Devlet buraya sanayi yatırımı yapması işsizliği bitirmesi gerekir. İşsizlik bitse yılgı-terör biter. Yoksa biz hepimiz Türk Bayrağını seviyoruz. Hepimiz önce Türküz.

Övgün A. Ercan, Gezgin Yazar

31 Mart 2018, Mardin.

0 Yorum