gündeminiz
Image
kültür sanat

Nurten ERTUL: GÜNLERİ SEVMİYORUM....NEDEN Mİ"

gündeminiz

İletişim fakültesinden mezun olur olmaz kulakları çınlasın sevgili Simten Gündeş, Samsun Demir gibi hocaların tavsiyesiyle hemen basında fikir işçisi kadrosuyla çalışmaya başlamıştım... 20 yıl önce... O günlerde hem kendi eğitimle elde ettiğim mesleğim hem de kişisel hayatımda ailemle çok ciddi kimlik mücadelesi vermiş ve sonunda kendi ölçülerime göre kazanmıştım...

Ne de olsa bizler Duygu Asenalı dönemlerin kadınları ve kız çocuklarıydık...Köprünün altından çok sular aktı... Benim bildiğim 20 yıl önce de kadın hakları, kız çocuklarının okuması, başlık parası, berdel, takas evlilik, aile içinde gelinin yabancıya gitmemesi için kaynıyla evliliği gibi bir sürü kadın kimliğini alçaltıcı uygulamalar vardı. Öte yandan kadınların iş hayatında yükselmeleri, karar mekanizmalarında yer almaları, zengin ve kudretli adamların metası olması gibi konular da vardı ne yazık ki yıllar geçti, hala aynı konular daha da çirkinleşerek yine gündemde. Yıl 2018 ve hala aynı soruları soruyoruz. Üstelik bir de şahtık şahbaz olduk...

Nasıl mı? Neredeyse yılın 365 günü yani 12 ayın her haftasında bir kadın cinayeti, tecavüzü veya yüz kızartıcı bir haberle sarsılmayalım... Bu yüzden günleri sevmiyorum... Ve artık çözüm uygulama odaklı olmayan beylik lafları da duymak , okumak hatta yazmak bile istemiyorum...


Bunca zamanda biz kadın hakları konusunda gerçekten ne kazandık? Ne kaybettik?
Ben Kapadokya kökenliyim ve bölge için en tartışmalı bir romanı yazdım seneler önce Elveda Kapadokya (Kimlik)... Bunun için kimseden takdir beklemiyorum. Yazmam gerekirdi yazdım... Boşnakları merak ettim Boşnak kadınların kimliğinde Beyaz Zambak'ı yazdım...

Çocukluğumda geldiğim İstanbul'u merak ediyordum İstanbul'u yine kadın merkezli Miras adlı romanda yazdım. Kadın romanlarına üstelik kadınları anlatan bu romanlara sadece kadınlar değil erkekler de çok sahip çıktı ve çok sevdiler...Hedefe ulaştık ya da ulaşamadık bu ayrı bir konu...

Ancak burada anlatmak istediğim konu: 
Her bölgenin, her topluluğun kadın sorunları farklı, hiç birisi bir diğerinin aynısı değil. Bütün bölgeleri ve kadınlarını erkeklerini aynı kalıplara sığdırmaya çalışmak zaten bu sorunun çözümünü imkansız kılan ilk adımdır... 
Kadın sorununu çözdük diye, sosyal medya sokaklarında sıradan vatandaşların doktor değil, psikolog değil vs... sade vatandaşlar... Kadın cinsel kimliğine yönelik pek çok özel konuyu ulu orta konuşmalarını özgürlük olarak görmeleri. Oysa bu tamamen terbiyesizlik ve kadın haklarının ne olduğunu ilk önce kadınların hiç anlamaması demektir... Kadın çalışmak istemiyorsa ya da istemediği bir durumdan kurtulmak istiyorsa iş yerinden ya da herhangi birinden izin almak için sığındığı ilk mazeret budur. Bunlar özgürlük değil kadın kimliğini kullanmaktır. 


Senelerdir bu ülkede kadının kıyafeti, örtüsü konuşulur. Kadını bir giydirip bir kumaşlara sarmaktan sonra bir muz gibi soymaktan ilk önce kadınlar kendilerini kurtaramadılar ki, erkek fırsatçılara ne diyelim? Kadın teşhir ürünü değildir ister kumaşlara sarılsın isterse çıplak gezsin... Bunun için bu ülke kadınları olarak önce kendimizi teşhir ürünü gibi görmekten biz vazgeçelim... Siyasette kadın kotası, iş hayatında kadın için pozitif ayrımcılık gibi kayırmalar hatta dünyanın en erken seçme ve seçilme hakkını kazanan kadınların ülkesinde üstelik... Ayıp değil mi? Bugün kadın ve çocuk karnesinin kapkara olması... Yıllar önce Fransa'nın Chirac hükümetinde yer alan savunma bakanı Nato toplantısı için İstanbul'a gelmişti... Muhteşem bir kadındı... Heykel gibi... Dış haberciler ile istihbarat muhabirleri ortak takıp ediyoruz... Tahmin ettiğiniz gibi ben hemen sordum kadına.


"Kadın üstelik bir de erkeklerin yaptığı Savunma Bakanlığı koltuğunda oturmak nasıl bir duygu?" çevirmen ile bizim dış haberciler biraz kızardı bozardılar... ve hiç unutmadığım cevabı aldım kadın bakandan:
"Fransa'da bize kimse kadın bakan olmak ne demek diye bir soru sormaz... " Bu yüzden kadın günü ya da buna benzer günlere karşıyım... Önce insan olmak ve bütün evrensel değerlere sahip çıkmak önemli... En önemlisi de biz kadınlar kendi haklarımıza sahip çıkmalı ve kadın kimliğini siyasetçilerin, fırsatçıların kullanımına sunmamalıyız... Yaşasın bütün insanların, doğanın, hayvanların ve çocukların hakları...

0 Yorum