gündeminiz
Image
Mustafa Dolu

Kudüs ve Mekke mi, Esenyurt mu önemli"

gündeminiz


Esenyurt küçük bir köy iken belde oldu. Sonra Esenyurtlu, “Bize Belediye olmak yakışır” dediler ve Büyükçekmece de görev yapan Dr. Gürbüz Çapan’ı bularak kurucu başkan yaptılar.

Gürbüz Çapan, burasının köy ve beldeden öte, ilçe olacağını hatta İstanbul’un en büyük ilçesi olacağını tahmin etmiş olmalı ki, bulvarlar, caddeler ve sokakları yaparken alabildiğine geniş tutarak modern bir kenti yapılaştırmaya başladı.

Hatta o zamanlar, tıpkı Menderes’in Vatan Caddesini yaparken halkın, ”Yol mu yapıyor, havaalanı mı” dedikleri gibi Çapan için de aynı şeyler söylenmişti.

Çapan bunlarla kalmadı. Bu gün ülkemizde tek Habitad ödüllü Esenkent’i kurdu. Esenkent açıkhava tiyatrosu, Aqua parkı, yüzme havuzları, kültür salonları ve geniş bahçeleri, çocukların meyveleri bahçelerindeki ağaçlardan tanıdığı, açık otoparkları ile ve geniş bulvar ve caddeleri ile ülkemizin en modern kentidir.

En önemlisi ise merkezi sistemle ısınan, o sistemden sıcak suyunu alan Esenkentliler ülkemizin en ucuz ısınan kentidir.

Gün geldi devir geçti. Bir takım iftiralar ve uydurulan suçlarla Gürbüz Çapan Esenyurt’tan uzaklaştırıldı ve AKP ile Necmi Kadıoğlu iktidarı başladı.

Kadıoğlu hemen bu modern Habitad ödüllü Esenkent’e yöneldi ve orada kooperatiflerle dayanışma örneği vererek ev sahibi olan herkese Çapan’ın kurşun askeri gözü ile bakmaya başladı.

İmarını bozdu. İmar değişiklikleri ve uydurulan bahanelerle Aqua ya ortak oldu.

Sonra hiç gereği yokken Regnum denen yere Esenkent’e uymayan ölçüde imar vererek dev binalar diktirip Esenkent’in silüetini bozdu..

Yetmedi  blokların geniş bahçelerine lekeler koyarak oralardan pay çıkarmaya kalktı. Yetmedi, “Burada oturanlara acıyorum. Tabutlarda yaşıyorlar. Burada kentsel dönüşüm yapılmalı” dedi ama tüm ada ve parseller müşterek olduğu için tutturamadı..

Bu arada Esenyurt’ta inanılmaz imar izinleri ile İstanbul’un en yoğun yerleşim alanını ve en çok nüfuslu ilçesi oldu.

En önemlisi, referandum nedeniyle düzenlenen bir panelde yaptığı konuşmada, “Bizim milletimiz tarihte hiç satıcı olmadı. Ta ki Abdülaziz’e kadar. Sonra içimize kanı bozuk, sütü bozuklar sızdı. Padışahlarımızı alaşağı ettiler, yıktılar. 10 yılda Osmanlıyı tarumar ettiler, yıktılar. 1923’ te de koskoca 650 yıllık  çınara darbe yaptılar. Cumhuriyet kuruldu. İçinden ihanet edenler, ejdada hainlik edenler, olunca hayır gelmiyor. Bu milleti millet yapan değerlere saldırmaya başladılar. Kuran’a ezana… 1950 de millet yeniden kükredi. Yeni darbeler oldu ama Amerika koymadı…” gibi sözler etti.

Şimdilerde hiçbir tehlike ve saldırı olmamakla birlikte bu sloganlara ilavelerde yapılarak AKP Genel Başkanı dile getiriyor. Tek devlet. Tek millet. Tek bayrak, tek vatan ve şimdilerde de Doğan gurubunun el değiştirmesiyle tek medya oluşuyor.

Evet, Kadıoğlu bunları söyledi ve o kanı ve sütü bozuk olanlar onun gitmesine sebep oldu ve gitti. Şimdi söylediklerinden ve icraatlarından pişman mıdır bilmem.

Yerine Ali Murat Alatepe geldi.

Alatepe MHP kökenli olmasına karşın, onu AKP ye zamanın ilçe Başkanı Şenay bey getirdi. Meclis üyeliği filan derken, Kadıoğlu’nun yerine o makama gelip oturdu.

İşine, “Kadıoğlu dönemi bitti. Esenyurt’ta imar ve yapılanma bitti. Zaten burada yapı yapacak yer kalmadı. Halk nefes alamıyor” gibi söylemlerle başladı.

Alatepe’yi dinlediğim zaman içimden, “İdeal ve halk adamı bir başkan. Demek ki AKP’de böyle düşünen halkçı insanlarda varmış” demiş ve sosyol demokratlara benzetmiştim.

Sonra olmadı be Alatepe.

Doğal olarak Cumhurbaşkanını ve partinin genel başkanını öve bilirsin. Hatta hayatının bir bölümünü, ömrünü Sn. Erdoğan’a verebilirsin. Bunda bir mesele yok. Bu doğaldır da. Bu vefa meselesidir. Bir insan durup dururken başkanlık makamına oturtturulursa elbette ona biat edersin. Zaten bu durum partinin bir geleneği.

Sen şimdiden seçimi kaybedeceğini anladın mı ki, , “Burayı kaybedersek Kudüs’ü islamı ve Mekke’yi kaybederiz” diyorsun.

Bak gardaş, Kudüs’ün İslamın ve Mekkenin sahipleri vardır. Meraklanma oralara kimse bir şey yapamaz. Bazen birileri saman alevi gibi bir şeyler söyler ve öyle de giderler.

Şunu unutma, dinimizin en kutsalının başında olan Kabe ve peygamberimizin mezarı bu ülkeyi kuran ve bazı kimselerin benimsemediği kişiler olsada unutmasınlar ki, Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmasaydı şimdi o kutsal yerler olmayacaktı.

Atatürk’ün o zamanki Suudi kralına yazdığı mektup Devlet arşivlerinde vardır. Bunu Namık Kemal Zeybek Bakan iken açıklamıştı.

O nedenle sen şimdi din, ecdat, bayrak, ezan muhabbetini bırak, makamında kalmak için gerekli olan şeylere bak.

Esenyurt’u uyuşturucu batağından kurtar. Esenyurt’u  en olaylı ilçe olmaktan kurtar. Esenyurt’ta üst üste okuyan ve sınıf mevcutları 60-70 leri bulan okulları rahatlat. İstanbul trafiğine dönen trafiği rahatlatmaya bak. Kudüsü, Mekkeyi bırak bunlara bak. Sen oraların başkanı değilsin.

Yine hatırlatayım milli ve manevi değerlerle bahsettiğin yerlerin sahibi vardır.

Endişeye mahal yok kardeşim.

Mustafa DOLU

Halkın Avukatı

gundeminiz.com Genel Yayın Yönetmeni Baş yazar

0 Yorum